Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.


 

Güncel Gönderiler

Öğe
Köpek Balığı Derisinde Bulunan Dişlerin Aerodinamik Açıdan Deneysel Olarak İncelenerek Enerji Hasadı Uygulaması Gerçekleştirilmesi
(TÜBİTAK, 2026) Erkan, Onur; Özdemir, Muhammet; Başaran, Sinan
Bu proje kapsamında, köpek balığı derisinde bulunan ve köpek balıklarına çeşitli hidrodinamik ve yaşamsal avantajlar sağlayan küçük dişlere benzeyen yapılar (denticles), aerodinamik performansları açısından deneysel olarak incelenecektir. Burada diş olarak ifade edilen kavram köpek balığı ağzında yer alan dişleri değil derisi üzerinde yer alan dişe benzeyen yapıları (denticles) kastetmektedir. Ayrıca tekil olarak üretimi gerçekleştirilecek farklı tipteki köpek balığı derisinde yer alan diş geometrileri bir piezoelektrik yama yapıştırılmış kiriş üzerine farklı mafsal yapıları ile (sabit mafsal ve döner mafsal) yerleştirilerek enerji hasadı çalışmaları gerçekleştirilecektir.
Öğe
S235 Çelik Profillerinin Eğilme Davranışlarının Farklı Zımba Geometrileriyle Deneysel Olarak İncelenmesi
(İKSAD Publishing House, 2026) Berberoglu, Melike Nur; Esener, Emre
Bu çalışmada, S235 kalite kare kesitli çelik profillerin eğilme davranışları farklı zımba geometrileri altında deneysel olarak incelenmiştir. Deneylerde, 50×50×4 mm boyutlarında ve 300 mm uzunluğundaki kutu profiller kullanılmıştır. Eğilme deneyleri, Shimadzu üniversal test cihazında gerçekleştirilmiş ve yükleme hızı 2 mm/dk olarak sabit tutulmuştur. Çalışmanın temel amacı, farklı zımba yarıçaplarının malzemenin deformasyon davranışı, yük taşıma kapasitesi ve gerilme dağılımı üzerindeki etkilerini belirlemektir. Bu kapsamda R5, R10 ve R15 mm yarıçaplarına sahip üç farklı zımba geometrisi kullanılmıştır. Deney sonuçları, zımba geometrisinin profil davranışı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Küçük yarıçaplı zımbalarda temas alanının daralması nedeniyle gerilme yığılması artmış ve yerel plastik deformasyon daha erken başlamıştır. Buna bağlı olarak malzemenin taşıyabildiği maksimum kuvvet değerleri daha düşük seviyelerde kalmıştır. Buna karşın, büyük yarıçaplı zımbalarda yük daha geniş bir yüzeye yayılmış, böylece daha homojen bir gerilme dağılımı elde edilmiştir. Özellikle R15 zımba geometrisinde profil kesitinin tamamının plastik deformasyona katıldığı ve yaklaşık 95 kN seviyesine kadar yük taşıyabildiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, temas geometrisinin S235 çelik profillerin mekanik performansı üzerinde kritik bir parametre olduğunu ortaya koymaktadır.
Öğe
İş sağlığı ve güvenliğinde dijitalleşme ve yeni teknolojilerin değerlendirmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Abdelbagı, Asma Sıdıg Abdalla; Eksi, Ardahan
Teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm süreçleri, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarında önemli değişimlere yol açmaktadır. Özellikle Endüstri 4.0 ile birlikte yapay zekâ, nesnelerin interneti (IoT), büyük veri analitiği, giyilebilir teknolojiler, sanal ve artırılmış gerçeklik gibi yenilikçi teknolojiler iş ortamlarında daha yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu teknolojiler, çalışma ortamındaki risklerin önceden tespit edilmesine, çalışanların sağlık ve güvenlik durumlarının gerçek zamanlı olarak izlenmesine ve iş kazalarının önlenmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, iş sağlığı ve güvenliği alanında dijitalleşmenin ve yeni teknolojilerin kullanımı literatür çerçevesinde değerlendirilmiştir. Dijital teknolojilerin İSG uygulamalarına sağladığı avantajlar ile karşılaşılan zorluklar incelenmiş, iş kazalarının azaltılması, risk yönetiminin geliştirilmesi ve çalışan güvenliğinin artırılmasındaki rolleri ele alınmıştır. Ayrıca veri güvenliği, maliyet ve teknolojiye uyum gibi konular da değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, dijitalleşmenin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının etkinliğini artırdığı, ancak teknolojilerin başarılı şekilde uygulanabilmesi için uygun altyapı, eğitim ve yönetim desteğinin gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğe
Farklı sulama seviyelerinde çemen (Trigonella foenum–graecum L.) yaprağının biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Taş, Feyza; Gülümser, Erdem
Bu çalışmada Bilecik ekolojik koşullarında farklı sulama seviyelerinin (%0,%25, %50, %75 ve %100) çemen yaprağının kalite bileşenleri, sekonder metabolit içeriği ve mineral madde düzeyleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada, bitkiler 13 haziran 2024 tarihinde hasat edilmiş ve yapraklarında kuru madde oranı (KMO), ham protein oranı (HPO), ham kül oranı (HKO), kondanse tanen (KT), mineral madde (Ca, K, P ve Mg), toplam fenolik (TFN), toplam flavonoid (TFL), antioksidan aktivite (DPPH) ve toplam alkaloit (TA) içerikleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, KMO değerleri %22.82–28.03, HPO değerleri %26.11–27.82, HKO değerleri %9.62–11.20 ve KT değerleri %0.96–1.29 arasında değiştiğini göstermiştir. Sekonder metabolit içeriklerinde TFN 22.60–42.74 mg GAE/g, TFL 8.42–10.81 mg QE/g, DPPH %39.99–47.99 ve TA %5.64–6.93 arasında bulunmuştur. Mineral madde içeriklerinde ise Ca %0.98–1.21, K %2.27–2.58, P %0.400–0.440 ve Mg %0.453–0.510 arasında değişim göstermiştir. Sulama seviyeleri çemen yaprağının kalite, sekonder metabolit ve mineral içeriğini önemli ölçüde etkilemiştir. KMO ve HPO değerleri en yüksek %50–%75 sulama seviyelerinde belirlenmiş, düşük ve yüksek sulama koşullarında azalmıştır. Ham kül içeriği sulama ile değişim göstermiştir. Sekonder metabolitler (TFN, TFL ve DPPH) düşük sulama seviyelerinde (%0–%25) daha yüksek bulunmuş, bu durum su stresine bağlı savunma mekanizmaları ile açıklanmıştır. Alkaloit içeriklerinde ise daha sınırlı değişimler belirlenmiştir. Mineral madde içerikleri genel olarak orta sulama seviyelerinde daha yüksek tespit edilmiştir. Sonuç olarak, sulama seviyesinin çemen yaprağında kalite bileşenleri, antioksidan kapasite ve mineral içerik üzerinde belirleyici bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde, düşük sulama seviyelerinin sekonder metabolit üretimini artırırken, orta sulama seviyelerinin besin elementi içeriği ve genel kalite açısından daha dengeli bir performans sağladığı görülmektedir. Buna göre, çemen yaprağı üretiminde kalite dikkate alındığında %50–%75 sulama suyu seviyelerinin en uygun uygulama aralığı olduğu sonucuna varılmıştır.
Öğe
Modifiye demir oksit manyetik nanotaşıyıcılara pektinaz enziminin immobilizasyonu, karakterizasyonu ve meyve suyu berraklaştırılmasında kullanımı
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Çırak, Olgun; Beydemir, Şükrü
Meyvelerde bulunan pektik maddeler meyve sularının bulanık ve yoğun olmasından sorumludur. Tüketiciler, düşük viskoziteli, berrak ve yüksek besin içeriğine sahip meyve sularını tercih eder. Bu nedenle, pektin bileşiklerinin işlenmesi pazarlama açısından mutlak bir gerekliliktir. Pektinaz enzimi kullanımı, pektin bileşiklerini parçalayarak berrak meyve suyu eldesinde önemli bir rol oynar. Ancak, serbest pektinazın nihai üründen ayrılması zordur. Bu sorunu çözmek için, son ürünün termal inaktivasyonu gerçekleştirilir. Termal inaktivasyon adımının enerji tüketimi yüksektir ve temel doğal bileşiklerin yapısını bozarak ürün kalitesini düşürür. Ayrıca, pahalı pektinaz enziminin geri kazanımı ve tekrar kullanılabilirliğindeki zorluklar, süreci ekonomik olmaktan çıkarır. Bunun yanında enzimlerin çevresel koşullardan (pH ve sıcaklık vb.) etkilendiği unutulmamalıdır. Bütün bunlar stabilitesinin ve yeniden kullanılabilir potansiyelinin artırılmasıyla enzimlerin biyoteknolojik kullanımı açısından önem arz etmektedir. Enzimi bir destek malzemesi üzerinde immobilize etmek bu sorunları aşmaya yardımcı olur. Bu çalışma, pektinaz enzimini modifiye edilmiş manyetik nanopartiküllere (MNP) immobilize ederek stabilitesinin artırılması ve yeniden kullanılabilirliğini sağlayarak daha uygun maliyetli çözüm üretmeyi amaçlamaktadır. Bunun için tetra etil orto silikat (TEOS) ve 3-amino propil tri-etoksi silan (APTES) ile fonksiyonelleştirildikten sonra glutaraldehit ile aktive edilen manyetik nanopartiküller (Fe3O4) üzerine pektinaz enzimi kovalent olarak immobilize edildi. Enzim immobilizasyonunu doğrulamak için immobilizasyondan önce ve sonra taramalı elektron mikroskobu (SEM-EDX) ve Fourier dönüşümlü kızılötesi (FT-IR) spektroskopisi teknikleri ile karakterizasyonu gerçekleştirildi. Hem serbest hem de immobilize enzim için optimum pH (pH 5.0) ve sıcaklık (50 oC) aynı bulundu. Serbest ve immobilize pektinaz için Vmax sırasıyla 0.28 ve 0.19 U/ml, Km değeri ise sırasıyla 3.32 ve 3.94 mg/mL olarak belirlendi. Termal stabilite, pH stabilite ve depolama stabilitesi bakımında immobilize enzim, serbest enzime göre daha iyi bir katalitik performans sergiledi. İmmobilize pektinazın 20 kez yeniden kullanımı sonucunda kalan aktivite %81’in üzerinde tespit edildi. Son olarak, gerçek gıda uygulamasında immobilize pektinazın üzüm suyunu berraklaştırma potansiyeli değerlendirildi.