Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.
DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.

Güncel Gönderiler
PPC (kısmi ön karışımlı sıkıştırma ile ateşlemeli) bir motorda kerosen türevlerinin yakıt olarak kullanımının motor performansına ve emisyonlara etkisinin araştırılması
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Akgün, Fazıl; Yamık, Hasan
Bu çalışmada, tek silindirli bir dizel motorda 1800 rpm max. tork devrinde beş farklı motor yükü için deneyler yapılmış, %10, %20, %30 ve %40 ön enjeksiyon oranlarında Kısmi Ön Karışım Sıkıştırma Ateşlemesi (PPCI) koşulları altında JP8-dizel karışımlarının yanma, performans ve emisyon özellikleri incelenmiştir. PPCI modunda JP8-dizel yakıt karışımlarının (10JP8D90, 30JP8D70, 50JP8D50,100JP8D0) verileri ile standart modda dizel yakıtının verileri karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, silindir basıncının tüm yakıtlar için motor yüküyle arttığını göstermektedir. %50 motor yükünde, %10 ön enjeksiyon oranı ile 10JP8D90 yakıtı 71.72 bar'lık pik basıncına ulaşırken dizel yakıtının pik basınç değeri 66.59 bar dır. Karışım yakıtlarda JP8 oranının artırılması, tutuşma gecikmesinin uzaması ve dizel yakıtına göre düşük olan enerji yoğunlu nedeniyle ulaşılan tepe basıncında azalmaya sebep olmaktadır. Ön enjeksiyon oranının artışı ise yüksek motor yüklerinde tepe basıncında iyileşme sağlamaktadır. Tam yükte %40 ön enjeksiyon oranında 10JP8D90 yakıtı ile 85.85 bar’ lık en yüksek tepe basıncı elde edilmiştir(Std. dizel 69.88 bar). %75 yükte, 30JP8D70 yakıtı, %10 ve %20 ön enjeksiyon oranında %0, %30 ön enjeksiyon oranında ise %1.39 ile en düşük is emisyonuna ulaşırken, dizel için bu oran %8.57’dir. Tam yükte, 100JP8D0 yakıtı %30 ön enjeksiyon oranında %7.05 ile dizelden (%14.41) önemli ölçüde daha düşük is emisyonu sağlamıştır. 50JP8D50 yakıtı %75 yükte %10, %20 ve %30 ön enjeksiyon oranlarında Std. dizel yakıtına en yakın ve JP8-dizel karışım yakıtları içerisinde en düşük NOx emisyonları sergilerken, tam yükte ise Std. dizel yakıtından %8.6 daha düşük (852 ppm) NOx sergilemiştir. Referans dizel yakıtı en yüksek termal verimliliğe %50 yükte %30.71 ile ulaşırken, 100JP8D0 yakıtı ise %10 ön enjeksiyon oranında, %28.72 ile std. dizel yakıtına en yakın değere ulaşan yakıt olmuştur. Bu sonuçlar, JP8 ve karışım yakıtların PPCI yanma modunun desteği ve ön enjeksiyon oranının optimizasyonu ile dizel yakıtına alternatif olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Analysıs of pre-injection rate effects on combustion, performance, and emissions in a JP8-Fueled PPCI engine
(Vinča Institute of Nuclear Sciences, Belgrade, 2025) Akgün, Fazıl; Çelebi, Samet; Demir, Usame; Yamık, Hasan
In this study, the effects of varying pre-injection rates (10%, 20%, 30%, 40%) on
engine performance, combustion efficiency, and emissions were investigated in a
partial premixed compression ignition (PPCI) engine using JP8 fuel at various
loads (0%, 25%, 50%, 75%, and 100%) and compared with diesel fuel. A 10%
pre-injection rate was most effective in maintaining fuel efficiency across loads,
showing the lowest BSFC values. At 50% load, the 10% rate resulted in a brake
specific fuel consumption of 294.22 g/kWh, only 9.69% higher than diesel. High
er rates (30% and 40%) increased fuel consumption and decreased efficiency.
Combustion efficiency and CO2 emissions improved with 20% and 30% rates, es
pecially at high loads. At 75% load, 30% pre-injection increased CO2 emissions
to 8.827%, exceeding diesel 7.88%, indicating better combustion. Soot emissions
decreased significantly with 30% and 40% rates, but NOx emissions rose sub
stantially, with the 40% rate reaching 1448 ppm at full load. The 10% rate was
deemed optimal for balancing efficiency and low emissions, while higher rates,
though beneficial for combustion and soot, require measures to mitigate NOx
emissions.
Makroekonomik Faktörlerin Türkiye’de Konut Piyasasına Etkisi
(BZT Akademi Yayınevi, 2024) Benli, Muhammed; Akbulut, Muhammet Tahir
Konut piyasası, bir ülkenin ekonomik dinamiklerini yansıtan en önemli sektörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Konut fiyatları, sadece bireyler ve hanehalkları için bir yatırım aracı değil, aynı zamanda genel ekonomik büyümenin ve refah seviyesinin de bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, konut fiyatlarının belirleyicileri üzerine yapılan araştırmalar, hem akademik literatür hem de politika yapıcılar için büyük önem taşımaktadır. Nitekim Türkiye'de son yıllarda konut fiyatlarında gözlemlenen dalgalanmalar, birçok faktörün etkisi altında şekillenen karmaşık bir yapıya işaret etmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de makroekonomik değişkenlerin konut fiyat endeksi üzerindeki etkilerini 2010Q1 – 2024Q1 dönemi özelinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada faiz oranları, döviz kuru, enflasyon, gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH), işsizlik oranı ve konut kredi hacmi gibi temel makroekonomik göstergelerin yanı sıra, pandemi sonrası dönemi (2021-2024) temsil eden kukla değişken kullanılarak konut fiyatları üzerindeki etkiler analiz edilmiştir. Yapılan analizler
sonucunda, konut kredi hacminin, döviz kurunun, enflasyonun ve GSYİH'nin konut fiyatları üzerinde pozitif ve anlamlı etkiler yarattığı, faiz oranının ise negatif ancak anlamsız bir etki oluşturduğu tespit edilmiştir. 2021-2024 dönemine yönelik kukla değişkenin pozitif ve anlamlı çıkması, pandemi sonrası toparlanma sürecinin konut piyasasında önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu bulgular, Türkiye'deki konut fiyatlarının dinamik bir yapı sergilediğini ve makroekonomik göstergelerin piyasa üzerindeki etkilerinin zaman içinde değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın bulguları, politika yapıcılar için döviz kuru, enflasyon ve kredi politikalarının önemine işaret etmektedir.
Shifting Fields: Determinants of Agricultural Employment in Next-Tier Emerging Economies
(BZT Turan Publishing House, 2025) Benli, Muhammed; İbiş, Sibel
This study examines the determinants of agricultural employment in Next Tier Emerging Economies (Argentina, Bangladesh, Chile, Colombia, Egypt, Iran, Iraq, Malaysia, Pakistan, Peru, Philippines, Poland, Saudi Arabia, South Africa, Thailand, and Vietnam) for the period 1995–2019. These countries, characterized by their transitional economies and significant agricultural sectors, represent a critical segment of global development as they navigate structural shifts from agrarian-based systems to more diversified economies. In the processes of structural transformation, economic growth, and social development, the share of agriculture in employment also stands out as an important indicator. Using Fully Modified Ordinary Least Squares (FMOLS) and Dynamic Ordinary Least Squares (DOLS) methods, the analysis reveals that GDP per capita, average years of schooling, and mechanization (measured as machinery per unit of agricultural land) have significant negative effects on the share of agricultural employment in total employment. Conversely, the value added from agricultural production positively affects on agricultural employment. These findings are important for understanding the interaction between agricultural productivity, economic development, educational attainment, and technological advancement in shaping agricultural labor dynamics, offering significant insights for policy design. In this context, policies could address rural labor displacement caused by mechanization, promote sustainable agricultural productivity, and balance rural education with job creation to alleviate urban migration pressures. This study contributes to a better understanding of structural transformation and labor market shifts within the context of emerging economies.
Çevresel faktörlerin tarımsal üretim üzerindeki asimetrik etkisi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) İbiş, Sibel; Benli, Muhammed
Bu çalışma, Türkiye’de tarımsal verim dinamiklerini iklim değişkenleri, çevresel baskı göstergeleri ve teknolojik kapasite çerçevesinde 1961-2024 dönemine ait yıllık verilerle incelemektedir. Tarımsal verim göstergesi olarak buğday, mısır, arpa, pamuk, şeker pancarı ve patates için hektar başına üretim miktarları kullanılmıştır. Çevresel baskı, kişi başına CO2 emisyonu ve kişi başına ekolojik ayak izi göstergeleriyle temsil edilmiştir. Böylece çevresel baskının hem dar hem de geniş boyutları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.
Analizde ARDL ve doğrusal olmayan ARDL (NARDL) sınır testi yaklaşımları kullanılmıştır. Bulgular, çoğu üründe değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Ancak uzun dönem verim dinamiklerini belirleyen unsurlar ürünlere göre değişmektedir. Bazı ürünlerde makineleşme belirleyici olurken, bazı ürünlerde çevresel baskı göstergeleri daha güçlü etkiler ortaya koymaktadır. Ayrıca çevresel baskının üretim üzerindeki etkisinin kullanılan göstergeye göre farklılaştığı görülmektedir.
NARDL sonuçları, iklim, çevresel baskı ve teknolojik faktörlerdeki artış ve azalışların üretimi simetrik biçimde etkilemediğini göstermektedir. Bu durum, tarımsal üretim sürecinin doğrusal olmayan ve yön-bağımlı bir uyum yapısına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Genel olarak bulgular, Türkiye’de tarımsal verimin iklim koşulları, çevresel baskı ve teknolojik uyum kapasitesinin etkileşimiyle şekillendiğini göstermekte ve tarım politikalarında ürün-spesifik, sürdürülebilirlik odaklı ve esnek stratejilerin gerekliliğine işaret etmektedir.




















