Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.
DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.

Güncel Gönderiler
Dijitalleşme ve Stratejik Yönetim İlişkisi: Rekabet Avantajı ve Yönetim Dönüşümü Üzerine Yapılandırılmış Bir Literatür İncelemesi
(Duvar Yayınları, 2026) Çelik, Ahmet; Eğilmez, Özüm
Dijitalleşme, işletmelerin stratejik yönetim anlayışını, karar alma süreçlerini ve
rekabet stratejilerini dönüştüren temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Özellikle
yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti ve bulut bilişim gibi teknolojik
gelişmeler, işletmelerin çevresel değişimlere uyum sağlama kapasitesini artırırken
yönetim uygulamalarının yeniden şekillenmesine de katkı sunmaktadır. Bu
çalışmanın amacı, dijitalleşme ile stratejik yönetim arasındaki ilişkiyi incelemek ve
dijital dönüşümün rekabet avantajı ile yönetim süreçleri üzerindeki etkilerini
değerlendirmektir. Araştırma, yapılandırılmış literatür incelemesi yöntemiyle
gerçekleştirilmiş; bu kapsamda Google Scholar veri tabanında 2025–2026 yılları
arasında yayımlanan ve araştırma konusuyla doğrudan ilişkili olduğu belirlenen 25
akademik çalışma analiz edilmiştir. Çalışmalar literatür taraması analizi ile
değerlendirilmiş ve bulgular üç temel tema altında sınıflandırılmıştır: stratejik
yönetim süreçlerinin dönüşümü, yönetim ve organizasyon yapılarındaki değişim ile
rekabet avantajı ve işletme performansı. Elde edilen bulgular, dijital teknolojilerin
veri temelli karar alma süreçlerini desteklediğini, örgütsel çevikliği artırdığını ve
işletmelerin değişen çevresel koşullara daha hızlı uyum sağlamasına katkıda
bulunduğunu; ancak bu süreçte siber güvenlik, veri gizliliği ve teknolojik bağımlılık
gibi yeni risk alanlarının da ortaya çıktığını göstermektedir. Sonuç olarak
dijitalleşme, yalnızca teknolojik bir yenilik değil, işletmelere sürdürülebilir rekabet
avantajı kazandıran kapsamlı bir stratejik ve yönetsel dönüşüm süreci olarak
değerlendirilmektedir.
İmalat sanayisinde çalışanların güvenlik kültürü, güvenlik iklimi, liderlik ve iş kazası riskine ilişkin algı ve deneyimlerinin incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Çelik, Ahmet; Eğilmez, Özüm
İş sağlığı ve güvenliği, imalat sanayi sektöründe yalnızca teknik önlemler ve yasal
düzenlemelerle sınırlandırılamayacak; örgütsel değerler, yönetsel uygulamalar ve çalışanların
güvenliğe ilişkin algılarıyla birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir olgudur. Bu
araştırmanın amacı, imalat sanayisinin farklı alt sektörlerinde güvenlik kültürü, güvenlik iklimi
ve liderlik davranışlarına ilişkin değerlendirmeler ile iş kazası riski algısının katılımcı
deneyimleri üzerinden incelenmesidir. Bu doğrultuda çalışma, güvenliğin örgüt içinde nasıl
anlamlandırıldığını, güvenli davranışların hangi koşullarda benimsendiğini veya ihmal
edilebildiğini ve yönetsel tutumların güvenliğe ilişkin değerlendirmelerde nasıl yer aldığını
ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Araştırma nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde betimsel ve keşfedici bir tasarımla
yürütülmüştür. Çalışma grubunun oluşturulmasında maksimum çeşitlilik örneklemesi
benimsenmiş ve imalat sanayinin farklı üretim alanlarında ve farklı hiyerarşik düzeylerde görev
yapan toplam 20 katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar
farklı üretim alanlarında görev yapan yönetici, mühendis, iş güvenliği uzmanı, insan kaynakları
çalışanı, ekip lideri, formen ve operasyonel çalışanlardan oluşmaktadır. Görüşmelerden elde
edilen veriler MAXQDA programı kullanılarak içerik analiziyle çözümlenmiş; katılımcı
anlatılarından hareketle kodlar ve tematik yapılar belirlenmiştir.
Araştırma bulguları, güvenlik kültürü ve güvenlik iklimine ilişkin anlatıların güvenlik
kültürünün yapısal boyutu, güvenlik iklimine ilişkin algılar ile güvenli davranışların
benimsenmesi ve ihmal koşulları olmak üzere üç alt tema etrafında toplandığını göstermektedir.
Katılımcı anlatılarında risk değerlendirmeleri, eğitimler, saha denetimleri, mevzuata uyum ve
bildirim mekanizmaları güvenlik yapısının öne çıkan unsurları olarak belirlenmiştir. Bununla
birlikte zaman baskısı, iş yoğunluğu, üretim temposu, rutinleşme, yorgunluk ve dikkatsizlik
gibi koşulların güvenlik kurallarının esnetilmesi veya ihmal edilmesiyle birlikte dile getirildiği
görülmüştür.
Liderlik davranışlarına ilişkin bulgular güvenliğe öncelik veren yönetim yaklaşımı, rol model
ve görünür liderlik, orta kademe liderliğin rolü ile destekleyici ve geliştirici liderlik olmak
üzere dört alt tema altında toplanmıştır. Katılımcı anlatılarında yöneticilerin güvenliği
önceliklendirmesi, güvenlik kurallarına uyması, sahada görünür olması ve çalışanlara geri
bildirim ve rehberlik sağlaması öne çıkmıştır. Özellikle orta kademe yöneticilerin güvenlik
politikalarının günlük çalışma uygulamalarına aktarılmasındaki rolü katılımcı anlatılarında
dikkat çekmiştir.
ii
İş kazası riski algısına ilişkin bulgular ise riskin yönetilebilirliği, pozisyona göre risk algısı
farklılığı, güvenlik uygulamaları ile risk algısı arasındaki bağlantı ve liderlik davranışları ile
risk algısı arasındaki bağlantı olmak üzere dört alt tema çerçevesinde şekillenmiştir.
Katılımcılar imalat sanayisinin farklı alt sektörlerinde riskin tamamen ortadan
kaldırılamayacağını, ancak çeşitli önleyici ve kontrol edici uygulamalar aracılığıyla
yönetilebilir bir durum olarak değerlendirilebileceğini ifade etmişlerdir. Görev ve maruziyet
düzeyi, fiziksel tehlikelere maruz kalma, eğitim ve denetim uygulamaları, üretim baskısı ve
yöneticilerin güvenliğe yaklaşımı riskin değerlendirilmesiyle birlikte ele alınan unsurlar olarak
öne çıkmıştır. Bulgular genel olarak, güvenliğin yalnızca prosedür ve teknik önlemlerden
oluşmadığını; örgütsel güvenlik yapısı, çalışanların güvenlik iklimine ilişkin değerlendirmeleri
ve yöneticilerin günlük liderlik pratiklerinin katılımcı deneyimlerinde birlikte anlam
kazandığını göstermektedir.
Effect of plasma nitriding on the impact wear resistance of AISI 8620 steel
(TURK-COSE, 2025) Öztürk, Elif; Mindivan, Harun
Bu çalışmada, plazma nitrürleme işleminin AISI 8620 çeliğinin darbeli aşınma direnci üzerindeki etkisi incelenmiştir. Nitrürleme işlemi, %20 N₂–%80 H₂ gaz atmosferinde, 500 °C sıcaklıkta 12 saat süreyle gerçekleştirilmiştir. Mikroyapısal karakterizasyon ve mikrosertlik ölçümleri sonucunda yaklaşık 4 μm kalınlığında bir bileşik tabakanın ve yaklaşık 260 μm etkin nitrürleme derinliğinin oluştuğu belirlenmiştir. Yüzey sertliği, işlem görmemiş numunede 220 HV₀,₀₅ iken nitrürlenmiş numunede 572 HV₀,₀₅ değerine yükselmiştir. İleri-geri hareketli çekiç tipi bir deney düzeneğinde (5 Hz, 8000 darbe) gerçekleştirilen darbeli aşınma deneyleri, plazma nitrürleme işleminin aşınma direncini artırdığını ve 2,89 GPa temas basıncı altında aşınma oranını %63 azalttığını göstermiştir.
Ergenlerde üst biliş ve öznel iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Bal, Gökçen Nigar; Mercan, Neşe
Bu araştırma, ergenlerde üstbiliş ve öznel iyi oluş düzeylerinin sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Kesitsel desende planlanan nicel araştırmanın örneklemini, 2025–2026 eğitim-öğretim yılında İstanbul’un Avcılar ilçesindeki devlet liselerinde öğrenim gören 318 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, Sosyodemografik Veri Toplama Formu, Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği (EÖİO) ve Üstbiliş Ölçeği Çocuk-Ergen Formu (ÜBO-ÇE) kullanılarak toplanmış; toplanan veriler ANOVA, t-testi, Pearson korelasyon, Tukey ve Hiyerarşik Doğrusal Regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, gelir durumu, kardeş sayısı ve baba eğitim durumuna göre öznel iyi oluş ve üstbiliş puanlarında anlamlı farklılık bulunmadığını göstermiştir (p > .05). Anne eğitim durumu ve anne-babanın birlikte/ayrı olma durumuna göre yaşam doyumunda; algılanan sosyal desteğe göre yaşam doyumu ve öznel iyi oluş toplam puanlarında; akademik başarı algısına göre öznel iyi oluşun aile ilişkilerinde doyum, önemli diğerleri ile ilişkide doyum, yaşam doyumu ve toplam puanlarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p < .05). Ayrımcılık ve zorbalığa uğrama durumuna göre öznel iyi oluşun çeşitli alt boyutları ve toplam puanı ile üstbilişin bazı alt boyutları ve toplam puanlarında anlamlı farklılık saptanmıştır (p < .05). Pearson korelasyon analizi sonucunda, Üstbiliş ile öznel iyi oluş arasında pozitif yönde, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = .238, p < .01). Hiyerarşik doğrusal regresyon analizinde kardeş sayısı, algılanan sosyal destek, akademik başarı, zorbalık ve ayrımcılığa maruz kalma değişkenlerinin yer aldığı ilk model öznel iyi oluş puanlarındaki varyansın %10,1’ini açıklamıştır (R² = .101). Üstbiliş toplam puanının modele eklenmesiyle açıklanan varyans %19,3’e yükselmiş ve açıklayıcılık %9,2 oranında anlamlı olarak artmıştır (ΔR² = .092, p < .001). Üstbiliş, diğer değişkenlerin etkisi kontrol edildiğinde öznel iyi oluşun en güçlü yordayıcısı olmuştur (β = .315, p < .001). Sonuç olarak üstbiliş düzeyi arttıkça öznel iyi oluşun da arttığı ve öznel iyi oluşun çeşitli psikososyal etmenlerle ilişkili olduğu belirlenmiştir.
Bilyalı dövme ve plazma nitrürleme işlemlerinin AISI 8620 çeliğinin mikroyapısal, mekanik ve tribolojik özelliklerine etkisi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Öztürk, Elif; Mindivan, Harun
Bu çalışmada, AISI 8620 çeliğine uygulanan bilyalı dövme (BD), plazma nitrürleme (PN) ve ardışık BD+PN yüzey işlemlerinin mikroyapısal, mekanik, tribolojik ve elektrokimyasal özellikler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. BD işlemleri %200 yüzey örtme oranında 16A (BD1), 20A (BD2) ve 24A (BD3) Almen şiddetlerinde uygulanmıştır. PN işlemleri ise 12 saat süreyle hacimce %20 N2 + %80 H2 gaz karışımında 450 °C (PN1), 500 °C (PN2) ve 540 °C (PN3) sıcaklıklarda gerçekleştirilmiştir. Numuneler optik mikroskop, X-ışını difraksiyonu, mikrosertlik, kalıntı gerilme ve yüzey pürüzlülüğü analizleriyle karakterize edilmiştir. Tribolojik davranış darbeli, kuru kayma ve darbeli-kayma aşınma deneyleriyle; elektrokimyasal davranış ise potansiyodinamik polarizasyon ve kavitasyon erozyonu deneyleriyle incelenmiştir.
İşlem görmemiş AISI 8620 çeliğinin ferrit-perlit mikroyapısına sahip olduğu belirlenmiştir. BD işlemi yüzeyde plastik deformasyon oluştururken, ortalama yüzey pürüzlülüğü (Ra) 0,04 µm’den BD1, BD2 ve BD3 için sırasıyla 4,5; 5,4 ve 5,7 µm’ye yükselmiştir. PN sonucunda beyaz tabaka ve difüzyon bölgesi oluşmuştur. Nitrürleme sıcaklığının 450 °C’den 540 °C’ye yükselmesiyle beyaz tabaka kalınlığı 2,24 ± 0,46 µm’den 5,28 ± 0,73 µm’ye, difüzyon bölgesi derinliği ise 201,6 ± 1,2 µm’den 430,6 ± 7,5 µm’ye ulaşmıştır. İşlem görmemiş çelikte 234 ± 8,7 HV0,05 olan yüzey sertliği PN sonrasında 574-615 HV0,05 aralığına yükselmiştir. XRD analizlerinde PN1 ve PN2’de α-Fe, ε-Fe2-3N ve γ′-Fe4N fazları belirlenirken, PN3’te γ′-Fe4N baskın yapı elde edilmiştir. Bası kalıntı gerilmesinin mutlak değeri PN3’te 5,78 GPa’a ulaşmıştır.
Kuru kaymada en düşük aşınma hızı 3,96×10-5 mm3/Nm ile PN2’de elde edilmiştir. Darbeli ve darbeli-kayma koşullarında PN3 en başarılı sonucu vermiş; darbeli-kayma aşınma hızı işlem görmemiş çeliğe göre yaklaşık %87,9 azalmıştır. BD ön işleminin bazı koşullarda azot difüzyonunu artırmasına rağmen oluşturduğu yüksek pürüzlülük, dubleks işlemin tribolojik avantajını sınırlandırmıştır.
PN işlemi korozyon potansiyelini daha asil değerlere taşımış, ancak korozyon hızını işlem görmemiş çeliğin altına düşürmemiştir. Kavitasyon deneylerinde PN yüzeylerinde büyük ölçekli krater oluşumunun sınırlandığı gözlenmiştir. Sonuç olarak yüzey performansının sertliğin yanı sıra faz yapısı, tabaka özellikleri, difüzyon derinliği, bası kalıntı gerilmesi ve yüzey pürüzlülüğü arasındaki dengeyle belirlendiği ortaya konmuştur. Mevcut koşullarda PN2 kuru kayma, PN3 ise darbeli ve darbeli-kayma yüklemeleri için en uygun yüzey durumunu sağlamıştır.




















