Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.


 

Güncel Gönderiler

Öğe
Tasavvufî ahlak ile Schopenhauer'ın ahlak teorisinin mukayesesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Din, Ömer Faruk; İnce, Eyüp
Bu çalışmada Arthur Schopenhauer'ın irade temelli etik anlayışı ile tasavvufun nefis terbiyesine dayanan ahlak öğretisi karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Her iki düşünce geleneğinde insanın iç dünyası ve ahlaki gelişimi incelenmekte, bireyin ahlaki olgunluğa ulaşmasının içsel bir dönüşüm süreciyle ilişkili olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte söz konusu dönüşümün dayandığı metafizik temeller ve yöntemlerin farklı bir düşünsel çerçevede şekillendiği görülmektedir. Schopenhauer'ın ahlak anlayışında insan doğası irade kavramı üzerinden açıklanmaktadır. İnsanın sürekli arzu eden bir varlık olması, yaşamın acı ve tatminsizlikle ilişkilendirilmesine yol açmaktadır. Bu bağlamda ahlaki gelişimin bireyin bencil eğilimlerini aşması ve iradenin etkisini sınırlandırmasıyla mümkün hâle geldiği vurgulanmaktadır. Schopenhauer'ın etik kuramında merhamet temel bir ilke olarak değerlendirilmekte ve bireyin başkalarının acısına duyarlılık geliştirmesi ahlaki olgunluğun önemli bir göstergesi olarak görülmektedir. Tasavvuf geleneğinde insanın ahlaki gelişimi nefis terbiyesi çerçevesinde ele alınmaktadır. Varlık anlayışı ilâhî hakikatin tecellisi düşüncesiyle açıklanmakta ve insanın bu hakikate yönelmesi temel amaç olarak ifade edilmektedir. Nefsin manevi eğitim yoluyla aşamalı biçimde olgunlaştığı belirtilmekte; zikir, seyr ü sülûk ve benzeri uygulamaların bireyin iç dünyasının arınmasına katkı sağladığı vurgulanmaktadır. Her iki düşünce sisteminde insanın temel sorunu içsel arzuların etkisi bağlamında değerlendirilmektedir. Schopenhauer bu durumu irade kavramıyla açıklarken tasavvuf nefis kavramını merkeze almaktadır. Buna rağmen benliği aşma, dünyevi hazlardan uzaklaşma ve ahlaki duyarlılık geliştirme gibi ortak yönlerin bulunduğu görülmektedir. Bu analiz sonucunda görülmektedir ki ister batı felsefesi ister doğu felsefesinin mistik gelenekleri, insanın ahlaki olgunluğa erişmesi, yalnızca dışsal kuralların uygulanmasıyla değil, içsel bir arınma süreciyle mümkündür. Schopenhauer'ın bireyi istemenin zincirlerinden kurtulmaya davet eden kararlı felsefi duruşu ile tasavvufun nefsi aşarak ilâhî hakikate yolculuğa çağıran ruhsal sistemi, ahlak felsefesi tarihinin iki derin okuması olarak birbiriyle anlamlı bir diyalog kurmaktadır.
Öğe
Schopenhauer'ın Felsefesinde ve Tasavvuf Geleneğinde Merhamet Düşüncesi
(Avrasya Akademik Platformu, 2025) Din, Ömer Faruk; İnce, Eyüp; İnce, Eyüp
Merhamet, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde insanın varlıkla kurduğu ilişkinin ahlakî temelini oluşturan en köklü kavramlardan biridir. Bu çalışmanın merkezinde alman filozof Arthur Schopenhauer’in felsefî sisteminde yer alan merhamet anlayışı ile tasavvuf geleneğinde şekillenen merhamet kavramı bulunmaktadır. Araştırma, bu iki farklı düşünce dünyasında merhametin nasıl anlamlandırıldığını, ne tür işlevlere sahip olduğunu ve hangi metafizik zeminlere dayandığını sorgulamakta ve bu bağlamda iki dünya görüşü arasında bir karşılaştırma yapma amacı taşımaktadır. Schopenhauer, insanın doğasını belirleyen temel ilke olarak isteme ya da irade kavramını öne sürmekte ve bu iradenin bireyi kendi arzu ve çıkarları doğrultusunda yönlendiren, insanı arzuları doğrultusunda sevk eden, bilinçten bağımsız, yönsüz ve sürekli bir isteme gücüdür. Filozofun ahlâk öğretisinin temelini ise bu egoist dürtülere karşı geliştirilen merhamet duygusu oluşturmaktadır. Öte yandan islâm düşüncesinde ve özellikle tasavvuf geleneğinde merhamet, yalnızca insani değil aynı zamanda ilâhî bir sıfattır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın “Rahmân” ve “Rahîm” sıfatlarıyla tanımlanması, merhametin ilâhî zatiyetle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Sûfî düşüncede merhamet yaratıcıdan gelen bir rahmet tecellîsi olarak görülmekte ve bütün varlıkla kurulan ilişkilerde rehberlik eden bir ilke olarak benimsenmektedir. Bu yaklaşımda, insanın kâmil hale ulaşması yani insan-ı kâmil olması, merhameti sadece bir duygu değil varoluşsal bir bilinç düzeyi hâline getirmesiyle mümkündür. Araştırmanın temel konusu, Schopenhauer’ın felsefesi ile tasavvuf geleneğinde merhamet kavramının nasıl temellendirildiğini ve kavramsallaştırıldığını anlamaktır. Bu çalışma, felsefî ve tasavvufî düşünce arasında nadiren yapılan karşılaştırmalarla, merhamet kavramının yapısını anlamaya katkı sunarak her iki alandaki bir boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak, Schopenhauer’da merhamet, bireyin bencillikten sıyrılıp başkasının acısını tanıyarak etik eyleme yönelmesini sağlayan içsel bir bilinç hâli iken; tasavvuf geleneğinde merhamet, Allah’ın zatından insana tecellî eden, bireyi hem kendisiyle hem de tüm varlıkla bütünleştiren metafizik bir ilkedir. Her iki yaklaşımda da merhamet, insanı dönüştüren ve yücelten asli bir değer olarak görülmektedir.
Öğe
The International Congress of Health Disciplines 04-05 February, 2026 Proceedings Book (Full Texts)
(Bilecik Üniversite Yayınevi, 2026) Keskin, Merve
This work is subject to copyright and all rights reserved, whether the whole or part of the material is concerned. The right to publish this book belongs to International Congress of Health Disciplines Congress on health disciplines. No part of this publication may be translated, reproduced, stored in a computerized system, or transmitted in any form or by any means, including, but not limited to electronic, mechanical, photocopying, and recording without written permission from the publisher. This Proceeding Book has been published as an electronic publication (e-book). The publisher is not responsible for possible damages, which may be a result of content derived from this electronic publication. All authors are responsible for the contents of their abstracts. Ethical and artificial intelligence (AI) usage declaration are the responsibility of the authors.
Öğe
The International Congress of Health Disciplines 04-05 February, 2026 Proceedings Book (Abstracts)
(Bilecik Üniversite Yayınevi, 2026) Keskin, Merve
This work is subject to copyright and all rights reserved, whether the whole or part of the material is concerned. The right to publish this book belongs to International Congress of Health Disciplines Congress on health disciplines. No part of this publication may be translated, reproduced, stored in a computerized system, or transmitted in any form or by any means, including, but not limited to electronic, mechanical, photocopying, and recording without written permission from the publisher. This Proceeding Book has been published as an electronic publication (e-book). The publisher is not responsible for possible damages, which may be a result of content derived from this electronic publication. All authors are responsible for the contents of their abstracts. Ethical and artificial intelligence (AI) usage declaration are the responsibility of the authors.
Öğe
نماذج من توظيف التشبيه الأدبي في نقل الفكرة العلمية عند الدكتور البوطي في كتابه شرح الحكم العطائية
(Naim Hank, 2025) Tab, Muhammed Beşir; Kaya, İrfan
This study explores the concept of simile, its definition, and its significance by examining how simile can be effectively used to convey ideas and information to the audience, making the meaning more accessible and mentally comprehensible. The research draws on examples from Dr. Muhammad Sa'id Ramadan al-Buti’s commentary on al-Ḥikam al-ʿAṭāʾiyya, illustrating how he employs literary simile to transmit scientific and spiritual content to the reader. The study consists of an introduction and two main sections. The first section defines simile, outlines its types, and highlights its importance in simplifying and communicating complex ideas from speaker to listener. It also introduces Dr. al-Buti’s commentary on al-Ḥikam al-ʿAṭāʾiyya, provides a brief overview of his scholarly life, and presents background information on the original text and its author, Ibn ʿAṭāʾ Allāh al-Sakandarī. The second section presents selected examples of simile and demonstrates how they aid in conveying ideas to the reader, with a focus on Dr. al-Buti’s commentary. Each example is analyzed individually, explaining the general meaning of the simile, its intended message, and the benefit it offers in context.