Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.


 

Güncel Gönderiler

Öğe
Bağımlı finansallaşma ve nitelikli göçün ekonomi politiği: Türkiye’den Almanya'ya yönelen yeni dalganın yapısal analizi
(Bilsel Yayıncılık, 2026) Çolak, Nurten; Altınörs, Görkem
Bu makale, son dönemde ivme kazanan ve göç literatüründe “Yeni Dalga” olarak adlandırılan Türkiye’den Almanya’ya yönelen yüksek nitelikli göç hareketliliğini, küresel kapitalizmin asimetrik güç ilişkileri bağlamında yapısal bir düzlemde incelemektedir. Çalışma, bu göç dalgasını ana akım neo-klasik iktisadın salt bireyci rasyonalite, rasyonel tercih ve ücret maksimizasyonu argümanlarının dar kalıplarının ötesine taşıyarak; Bağımlılık Okulu ve Bağımlı Finansallaşma teorileri perspektifinden, merkez-çevre ülkeler hiyerarşisini odağa alarak ele almaktadır. Bu bağlamda, Türkiye ekonomisinin son yıllarına damga vuran sıcak para ve dış borca dayalı bağımlı büyüme modelinin yarattığı kronik makro-ekonomik krizler, emeğin sistematik değersizleşmesi, kurumsal erozyon, liyakatsizlik, derinleşen genç işsizliği ve toplumsal düzeyde hissedilen geleceksizlik algısının; yüksek nitelikli emeği (sağlık çalışanları, mühendisler, akademisyenler) nasıl yapısal bir zorunlulukla yerinden edip dışarı ittiği kapsamlı bir şekilde analiz edilmektedir. Eşzamanlı olarak, küresel sistemde merkez ülke konumundaki Almanya’nın yaşlanan nüfusuna, refah devleti krizine ve sanayisindeki kronik işgücü açıklarına yönelik kurguladığı faydacı “seçici entegrasyon” politikalarının ve “Nitelikli İşgücü Göçü Yasası” (FEG) gibi yeni yasal düzenlemelerin, çevre ülkelerde kamu kaynaklarıyla yetişmiş beşeri sermayeyi bedelsiz bir “tersine teknoloji transferi” mekanizmasıyla merkeze çekerek, küresel asimetrik değer aktarımını nasıl daha da derinleştirdiği eleştirel bir yaklaşımla tartışılmaktadır. Bununla birlikte, nitelikli göçmenlerin hedef ülke olan Almanya’da gündelik hayatta ve iş yerinde maruz kaldıkları örtük ayrımcılık pratikleri, sisteme entegre olmak adına sergiledikleri “makbul göçmen” olma çabaları, kariyer basamaklarında karşılaştıkları görünmez cam tavanlar ve beklentileriyle örtüşmeyen gerçeklikler karşısında yaşadıkları sosyo-psikolojik “zalim iyimserlik” (cruel optimism) durumu da göçmen deneyimlerinin mikro-sosyolojik boyutu bağlamında makalenin temel odak noktalarındandır. Son olarak, ulusötesi alanda şekillenen tersine göç (remigrasyon) eğilimleri ile aidiyet aşınmaları çok boyutlu olarak değerlendirilmekte; söz konusu kalıcı beşeri sermaye kaybının, salt engelleme odaklı değil, çok yönlü ve stratejik kurumsal reformlarla sürdürülebilir bir “beyin kazanımına” (brain gain) ve bilgi döngüsüne nasıl dönüştürülebileceğine dair kapsayıcı makro-politika önerileri sunulmaktadır.
Öğe
Eskişehir’de şehir turizminin ekonomik ve sosyokültürel etkilerine yönelik bir araştırma
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Coşkun, Raziye; Okuyucu, Ayşe
Şehirlerin sahip olduğu tarihsel ve kültürel miras ile rekreasyon olanaklarının turizm kapsamında değerlendirilmesi, birçok şehrin önemli bir turizm destinasyonu olarak gelişmesine katkı sağlamıştır. Bu kentlerden biri olan Eskişehir, kültürel mirası, müzeleri, rekreasyon alanları, kültür ve sanat faaliyetleri ile planlı kentsel gelişimi sayesinde Türkiye'nin önde gelen şehir turizmi destinasyonlarından biri hâline gelmiştir. Bu araştırma, Eskişehir'deki şehir turizminin ekonomik ve sosyokültürel etkilerini yerel halk, turizm işletmeleri ve yerel yönetimler perspektifinden değerlendirmeyi ve şehir turisti profilini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma alanını Eskişehir'in Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin kentsel mahalleleri oluşturmaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemi benimsenmiş olup nicel ve nitel veriler birbirini destekleyici ve tamamlayıcı biçimde kullanılmıştır. Nicel veriler, 384 yerel halk ve 300 ziyaretçiye uygulanan anketlerden; nitel veriler ise turizm sektöründe faaliyet gösteren 12 işletme temsilcisi ile kamu ve yerel yönetimleri temsil eden 8 katılımcıyla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Nicel veriler SPSS 21 programında tanımlayıcı istatistikler, açımlayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ki-kare testi kullanılarak analiz edilmiş; nitel veriler ise MAXQDA 2020 programında içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, şehir turizminin Eskişehir'e ekonomik ve sosyokültürel açıdan önemli katkılar sağladığını ortaya koymuştur. Ekonomik açıdan şehir turizminin ticari ve sektörel gelişimi desteklediği, istihdam ve girişimcilik olanaklarını artırdığı belirlenirken; yaşam maliyetleri ile konut ve iş yeri kiralarındaki artış gibi olumsuz ekonomik etkilerin özellikle turistik çekim merkezlerinde daha belirgin olduğu tespit edilmiştir. Sosyokültürel açıdan ise şehir turizminin kültürel etkinlikleri çeşitlendirdiği, sosyal yaşamı canlandırdığı ve kültürel mirasın korunmasına katkı sağladığı; buna karşılık özellikle turistik alanlarda kalabalıklaşma, trafik yoğunluğu ve otopark yetersizliği gibi sorunları artırdığı belirlenmiştir. Ayrıca şehir turistlerinin büyük ölçüde kısa süreli, kültür ve deneyim odaklı ziyaretçilerden oluştuğu; ziyaretçi hareketliliğinin ise Odunpazarı Tarihi Bölgesi, Porsuk Çayı çevresi, Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı, müzeler ve rekreasyon alanlarında yoğunlaştığı saptanmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda, şehirdeki farklı turizm türlerinin birbirini destekleyecek biçimde entegre edilmesi; ziyaretçi hareketliliğinin mekânsal olarak dengelenmesine, ziyaret sürelerinin uzamasına ve şehir turizminin ekonomik ve sosyokültürel etkilerinin daha dengeli biçimde yönetilmesine olanak sağlayacaktır. Bu doğrultuda Eskişehir'de şehir turizminin, şehirsel gelişim süreçleriyle uyumlu, paydaş katılımını esas alan ve kentin potansiyelini birlikte değerlendiren bütüncül bir yönetim anlayışıyla geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öğe
Sürdürülebilir afet yönetiminde depo yeri seçimi, İstanbul ili örneği
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Savaş, Tolga; Alpaslan Takan, Melis
Dünya genelinde toplumsal yaşamı, fiziksel, sosyal ve ekonomik açılardan sarsan doğa kaynaklı afetlerin başında, öngörülemeyen ve ani gelişen yapılarıyla depremler gelmektedir. Geçmişte yaşanan acı tecrübeler, afet sonrasında ihtiyaç duyulan insani yardımların bölgeye ulaştırılamaması ya da yanlış sevk edilmesi gibi ciddi koordinasyon ve yönetim krizlerini ortaya koymuştur. Bu olumsuz etkilerin en aza indirilmesi ise, ancak afet öncesi dönemde stratejik bir lojistik planlamanın yapılmasıyla mümkündür. Özellikle İstanbul ilinin karşı karşıya olduğu yüksek deprem riski göz önünde bulundurulduğunda, bu bölgeye yönelik bilimsel ve sürdürülebilir afet lojistiği hazırlıklarının yapılması, hayati bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu noktada ise olası bir İstanbul depremi kapsamında, afet lojistiği ve insani yardım dağıtım süreçlerinin belirli amaç ve kısıtlar çerçevesinde optimize edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, stratejik düzeydeki depo yer seçimi kararları ile operasyonel düzeydeki heterojen araç rotalama kararlarını eş zamanlı olarak optimize eden, çok ürünlü ve sürdürülebilir bir Lokasyon Rotalama Problemi (LRP) matematiksel modeli geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle, çok kriterli karar verme yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) kullanılarak afet lojistik merkezlerinin kurulabileceği en uygun lokasyonlar belirlenmiş ve matematiksel olarak ağırlıklandırılmıştır. Ardından, belirlenen bu afet lojistik merkezlerden talep noktalarına (kaymakamlık yerleşkeleri) yapılacak sevkiyatlar için LRP yaklaşımı kullanılarak toplam mesafe, araç ve depo sabit kurulum giderleri ile karbon fiyatlandırma mekanizmasına dayalı çevresel emisyon maliyetlerinin en küçüklenmesi hedeflenmiş, diğer taraftan yüksek altyapı ve erişilebilirlik kalitesine sahip depoların seçilmesini sağlayan stratejik AHS kazanımını maksimize edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, operasyonların çevreye olan olumsuz etkilerini azaltmak adına karbon emisyonlarının asgari düzeye indirilmesi ve sürdürülebilirlik ilkelerinin afet yönetimine entegre edilmesi, çalışmanın önemli bir diğer boyutunu oluşturmaktadır. Tüm bu yönleriyle çalışma; çok kriterli karar verme, depo seçimi, araç yükleme, sürücü atama ve lokasyon rotalama problemini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak literatüre metodolojik bir katkı sunmakta; aynı zamanda karar vericiler ve ilgili kurumlar için afet öncesi hazırlık ve afet sonrası lojistik müdahale süreçlerine yönelik bilimsel temelli bir rehber niteliği taşımaktadır. Tez kapsamında geliştirilen matematiksel model öncelikle küçük boyutlu bir örnek problem üzerinde analiz edilmiştir. Daha sonra büyük boyutlu gerçek hayat problemi (İstanbul ili örneği) önerilen değişken komşuluk araması-tabu arama melez yöntemi ile çözdürülmüş ve tüm hesaplamalı sonuçlar detaylıca raporlanmıştır.
Öğe
1792-1793 tarihli Kasımpaşa nüfus defterinde kayıtlı esnaf grupları
(İdeal Kültür Yayıncılık, 2025) Semiz, Ezgi; Yurdakul, İlhami
III. Selim döneminde Osmanlı devleti, kefalet sistemine yoğunlaşmıştır. Güvenliğin sağlanması, vergilerin düzenli olarak toplanması gibi konularda aksaklık yaşanmaması için bu sisteme başvurulmuştur. III. Selim yazmış olduğu hatt-ı hümayunda Eyüp, Üsküdar ve Galata gibi bölgelerin denetlenmesini emretmiştir. Özellikle ticari hacmi büyük alanlardan başlanmıştır. Müfettişler han, hamam, bekar odaları, medrese gibi alanları denetlemiştir. Amaç, herkesin bir işi ve kefilinin olması ve devlete karşı görevlerini yerine getirmesi olmuştur. Osmanlı devleti, vergilerin toplanması ve düzenli bir işleyiş oluşturmak için nüfus defterlerini kullanmıştır. Bu defterler denetleme açısından kolaylık sağlamıştır. Esnaf kefalet defterlerinde, kefiller ve sakin oldukları yerler belirtilir. Hem dükkan sahipleri hemde seyyar satıcılar kefilleri ile yer alır. Bu defterlerde serseri olarak adlandırılan kişiler ayrıca yazılmıştır. Diğer yandan göçmenler de genellikle memleketleri ile zikredilmişlerdir. Bugün araştırmalarda nüfus defterleri birincil kaynak olarak kullanılır. İstanbul genelinde iktisadi hayatın tespiti açısından büyük öneme haizdir. Bu çalışmada, 1792-1793 tarihli İstanbul’un Galata k azasının Kasımpaşa semtini kapsayan nüfus defteri merkeze alınmıştır. Defterin transkripsiyonundan yola çıkarak Kasımpaşa semtinde bulunan esnaf gruplarının incelenmesi hedeflenmiştir. Defterde, bu esnaf grupları ve yanlarında bulunan çırakları, şakirdleri, kalfaları da kayıt altına alınmıştır. Çeşitli zanaatkarlar ve ticaret ile uğraşan esnaf; memleketleri, lakapları, unvanları ile defterde yer almaktadır. Bu esnafın ikamet ettiği han, hamam ve bekar odaları listelenmiştir. Ayrıca defterde belirtilen, Kasımpaşa semtinde yer alan fırın v e cami b enzeri yapılarda dönemin mimarisi hakkında bilgi vermektedir. Esnaf bu bölgelerde ticaret ile uğraşmaktadır. Defterde birbirine kefil olan esnaflar, kethüdalar, kalfalar ve şerikler liste halinde verilmiştir. Bildiride, bu esnaf gruplarının da içinde bulunduğu kefalet sisteminden yola çıkarak yapmış oldukları mesleklere değinilecektir. Dönemin Kasımpaşa semtindeki iktisadi ve sosyal hayata bir bakış açısı sunulması amaçlanmaktadır.
Öğe
II. Abdülhamid Dönemi Maarif Nazırlarından Mustafa Haşim Paşa (1852-1918)
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Şanlı, Berke; Okumuş, Ali
II. Abdülhamid döneminin ikinci en uzun süreli ve son Maarif Nazırı olan Mustafa Haşim Paşa 24 Ekim 1852’de İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Köklü bir aile bağına sahip olan Mustafa Haşim Paşa’nın ailesi Sadrazam Koca Yusuf Paşa’ya kadar uzanmaktadır. Öyle ki Mustafa Haşim Paşa, Koca Yusuf Paşa’nın oğlu olan Mahmud Bey’in torunudur. Babası ise “Molla Bey” olarak bilinen ve II. Abdülhamid dönemi Şeyhülislamlarından olan Ahmed Muhtar Beyefendi olmakla birlikte annesi Hatice Hanım’dır. Tek çocuk olmayan Mustafa Haşim Paşa’nın Arif Bey adında bir tane kardeşi bulunmaktadır. Eğitimine Şehzade, Mercan ve Bayezıd Camii gibi medreselerle başlamış ve sonrasında ibtida-i hariç ve hareket-i harice geçmiştir. Bu süre zarfında Arapça icazet almış ve şahsi gayretleriyle Farsça dahi öğrenmiştir. On yedi yaşında memuriyet hayatına başlayan Mustafa Haşim Paşa ilk başlarda ilmiye kökenli bir aileden gelmesi ve ilmiye kökenli bir eğitim alması üzerine ilk görevleri ilmiye sınıfı içerisinde olmuştur. Yalnızca ilmiye sınıfında görev almayan Mustafa Haşim Paşa ardından Adliye Nezareti bünyesinde memuriyetlerde bulunarak hukuki kimliğini geliştirmiştir. Bunun yanında sadece İstanbul’da görev almayarak iki defa taşrada görev almıştır. Bu doğrultuda ilk olarak Hüdavendigar Vilayeti Adliye Müfettişliği görevinde bulunan Mustafa Haşim Paşa daha sonrasında idari kimliğini de öne çıkarttığı Trablusgarb Valiliği vazifesine tayin edilmiştir. Bu görevinde bulunduğu esnada esasında Trablusgarb’taki siyasi ve diplomatik mücadelelere şahit olan Mustafa Haşim Paşa yaklaşık bir senelik görevinin ardından İstanbul’a dönmüştür. İstanbul’a döndükten bir süre sonra adını duyurduğu Maarif Nazırlığı’na tayin edilmiş ve II. Abdülhamid döneminin son, II. Meşrutiyet devrinin ilk Maarif Nazırı olarak adını tarihe yazdırmıştır. Burada da pek çok çalışma gerçekleştiren Mustafa Haşim Paşa, 1908’de Maarif Nazırlığı görevinden ayrılmış ve sürgüne gönderilmiştir. Sürgüne gönderildikten bir süre sonra genel affın ilan edilmesi üzerine İstanbul’a dönmüştür. Paşa’nın bu yoğun görev süreleri içerisinde kaleme aldığı Mustalahat, Tezkîr-i İnkılap, Nuhbetü’l-Mülûk ve İzâhü’l-Kavâid olmak üzere dört farklı eseri mevcuttur.