Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.


 

Güncel Gönderiler

Öğe
Ahlak anlayışında Gazali ve Kant değerlendirmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Canakçay, Sibel; Göz, Kemal
Ahlâk, insanın var olduğu ve insan ilişkilerinin şekillendiği her toplumda, kültürde ve medeniyette din ve felsefe bağlamında vazgeçilmez bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanın gelişimi ve değişimi ahlâkî değerleri hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilerken, toplumların sürekliliği bu değerlerin korunması ve aktarılmasıyla mümkün olmaktadır. İnsan, toplumların temel yapı taşı olarak ahlâkî değerlerin oluşumunda ve yaşatılmasında belirleyici bir role sahiptir. İnsanın fıtratında bulunan fazilet ve reziletlerin davranışlara yansıması, toplumların ahlâk anlayışını ve hassasiyetlerini ortaya koymaktadır. Kültürler arasında dil, din ve yaşam biçimleri farklılık gösterse de ahlâkî değerler evrensel bir önem taşımaktadır. Gerek İslam felsefesinde gerekse Kadim İlkçağ ve Batı felsefesinde ahlâk ve ahlâkî ilkeler üzerine birçok temel eser ve özgün düşünce günümüze ulaşmıştır. Bu birikim, ahlâkın birey ve toplum hayatında sorumluluk ve davranışları yönlendiren temel bir unsur olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ahlâk, din, etik ve iyi-kötü kavramları; Doğu ve Batı düşüncesinin iki önemli temsilcisi olan Gazâlî ve Immanuel Kant’ın ahlâk anlayışları çerçevesinde ele alınmıştır. Filozofların eserlerinden hareketle ahlâk felsefesinin erdemleri ve evrensel yönü incelenmiştir. İslam düşüncesinin önemli âlimlerinden Gazâlî ile modern Batı felsefesinin kurucu isimlerinden Kant’ın ahlâk ve ahlâkî erdemlere dair yaklaşımları, insan ve toplum ilişkileri bağlamında değerlendirilmiştir. İki düşünürün farklı temellere dayanan ahlâk anlayışları ele alınırken, ahlâkın oluşumu ve birey tarafından içselleştirilmesi sürecinde ortak değerler üzerinde durulmuştur. Çalışmada filozofların görüş ayrılıklarını ortaya koymaktan ziyade, ahlâk felsefesinin ve erdemlerinin evrenselliğine vurgu yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca “din mi ahlâk içindir, ahlâk mı din içindir?” tartışmasından çok, ahlâkın insan fıtratında bulunan faziletlerle ilişkisi ön plana çıkarılmıştır. Bu tez çalışması bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Gazâlî’nin hayatı, eserleri ve ahlâk anlayışı; ikinci bölümde Kant’ın hayatı, eserleri ve ahlâkî ödev temelli yaklaşımı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise her iki filozofun ahlâk felsefeleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek sonuçlara ulaşılmıştır.
Öğe
Fibonacci ve benzeri sayı dizileri yardımıyla oluşturulan bazı Diophantine denklemleri üzerine
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Şenadım, Meltem; İnam, İlker
Dört bölümden oluşan bu çalışmada, cebir ve sayılar teorisinin oldukça köklü ancak güncelliğini kaybetmeyen konusu, Diophantine denklemleri ele alınmıştır. Diophantine denklemleri tam olarak çözümleri tam sayı olan denklemlerdir. Bu nedenle günlük hayat problemlerine kolaylıkla uyarlanabilir. Örneğin Fibonacci, Tribonacci ve benzeri sayı dizilerinden oluşan bir denklem göz önüne alındığında, çözüm adayı olan sonsuz tane tam sayı olduğundan bu tarz denklemleri çözmek zor ve hatta bazen imkânsız olabilir. Burada Baker Teorisi’nin önemi ön plana çıkar. Bu teori belli bir sınırdan sonra denklemlerin tam sayı çözümü olmadığını garantiler ve böylece denklemlerin çözüm aralığını sınırlar. Bu çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın temel konusunu oluşturan Fibonacci, Tribonacci ve Perrin sayıları tanıtılmış ve bazı özellikleri verilmiştir. 2. bölümde iki Fibonacci sayısının toplamının, 3. bölümde ise iki Fibonacci sayısının sıradaki farkının ne zaman 2’nin bir kuvveti olacağı problemleri literatürde mevcut olan çalışmalar yardımıyla incelenmiştir. Tezin özgün kısmını oluşturan 4. bölümde ise iki Perrin sayısının çarpımının ne zaman bir Tribonacci sayısı olduğu problemi çözüme kavuşturulmuştur.
Öğe
Peyami Safa’nın Aşk Oyunları Adlı Eserinde Popüler Edebiyat Ögeleri
(Platanus Publishing, 2025) Sakallı, Feyzan; Dönmez, Erdem
İnsanların yıllar boyunca dönem dönem ilgisini çeken farklı metalar yahut kültürel ögeler olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bunların sebepleri kimi zaman kıtlık, göç, savaş ve pandemi olabileceği gibi kimi zaman da burjuva kesiminin ya da medyanın, bu ürünlerin reklamını yapıp insanlara lanse etmesidir. Bir diğer sebebi ise insan ruhunun cevherinde bulunan, varlığından soyutlayamayacağı zafiyet dolu hisleridir. Hangi yaşta ve konumda olursa olsun insanın dönüp bakmaktan ve yaşamaktan kendini alıkoyamayacağı duygular ve durumlar vardır. Günlük hayatın stresinden ve insanları kendi gerçekliğinden uzaklaştıran bu hisler; kadın erkek arasındaki çatışmalı ilişkiler, korkunun iç gıcıklayan zevki, gerilimin hissettirdiği canlılık, bir olayı aydınlatmanın, delilleri incelemenin keyfi, aksiyon, dedikodu, şeklinde sıralanabilir ve bu liste uzatılabilir. Popüler kültür bunun gibi çeşitli etkilerden beslenir. “Sanayi toplumuna geçişle popüler kültür ürünleri meta olarak tüketilmeye başlanmıştır. Popüler kültür, kapitalist üretim anlayışıyla, seçkin kültürü ve folk kültürünü dönüşüme uğratarak oluşmuştur” (Belge, 1982: 89). Dönemlerin maddi ve ruhsal ihtiyaçlarına göre şekillenen bu kavram kültürden kültüre değişkenlik gösterse de temelde ticarete hizmet eder. Bunlara göre tasarlanan ve çoğunlukla para kazanma kaygısıyla üretilen oyunlar, filmler, diziler, eşyalar ise popüler kültürün somut yansımalarıdır. “İnsanlar popüler kültür ürünlerini ‘aptallıkları’ndan ya da ‘kandırıldıkları’ için beğenmezler; popüler kültür, kitlelerin içinde yer aldıkları reel hayat nedeniyle yaşamak zorunda oldukları kültürdür. Bu nedenle, popüler kültür, kolektif bir yaşam deneyimidir” (Aymaz, 2004: 38). Popüler kültür, beraberinde bu kolektifliği de getirir. İçinde bulunulan haz ve hız çağında da neyin ne kadar süreyle popüler olduğu artık takip edilemez bir hal almıştır.
Öğe
İkinci Ürün Olarak Yetiştirilen Silajlık Mısır Çeşitlerinin Silaj Verimi ve Bazı Kalite Özellikleri
(Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, 2023) Burgu, Levent; Mut, Hanife
Bu çalışma Bilecik ili ekolojik koşullarında ikinci ürün olarak ekilen 22 adet farklı hibrit silajlık mısır çeşidinin(ADA-9510, ADA-9516, ADA-523, AGA, Arifiye, Kalideas, Keravnos, Kerbanis, Kolessous, Kilowatt, Larigal, Sakarya, Samada-07, Simpatico, SY-Antex, SY-İnove, SY-Gladius, Dragma, Pioneer PR31G98, Pioneer P9027,Dekalp 6308 ve Dekalp 6442) silaj verimi ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla 2020 yıllında yürütülmüştür. Deneme Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Denemeye alınan tüm bitkiler hamur olum döneminde hasat edilmiştir. Hasat edilen bitki örnekleri parçalanmış, 2 kg’lık plastik bidonlara 3 tekrar olacak şekilde doldurulmuş ve fermantasyon süresi boyunca, doğrudan güneş ışığı almayan kapalı ve kuru bir ortamda, 25±2 °C sıcaklıkta muhafaza edilmiştir. Silajlık mısır çeşitlerinde silaj verimi, fiziksel kalite özellikleri (renk, koku ve strüktür), Flieg puanı, laktik asit, asetik asit, bütrik asit içeriği, pH düzeyi,kuru madde miktarı, ham protein oranı, kondanse tanen içeriği, nispi yem değeri (NYD) ve bazı mineral madde içerikleri belirlenmiştir. Çeşitlerin silaj verimleri 5665.43 kg da-1 (Kalideas) ile 9971.30 kg da-1 (Sakarya), Fliegpuanı 46.52 (Kolessous) ile 98.59 (PR31G98), ham protein oranı % 6.45 (Samada-07) ile 8.95 (Ada-9510), nispiyem değeri ise 82.79 (Kolessous) ile 137.19 (ADA-9516) arasında değişmiştir. En yüksek laktik asit içeriği Arifiye(% 3.316), Sakarya (% 2.636), Larigal (% 3.064), Sy-Gladius (% 3.062) ve Dekalp 6308 (% 3.154) çeşitlerinde belirlenmiştir. Silajlık mısır çeşitlerinden elde edilen silajların K içeriği % 1.867 (Kerbanis) ile % 3.203(Kolessous), P içeriği % 4.453 (Kalessous) ile, % 0.320 (SY-İnove), Ca içeriği % 0.213 (Kerbanis)-0.490(Kolessous) ve Mg içeriği ise % 0.110 (Kerbanis)–0.217 (Dekalp 6308) arasında değişmiştir. Çalışma sonucunda, Bilecik ekolojik koşullarında Arifiye, Sakarya, Larigal, Sy-Antex, Sy-Gladius, PR31G98, P9027 ve Dekalpçeşitlerinden yapılan silajların diğer mısır çeşitlerinden elde edilen silajlara kıyasla silaj verimi ve araştırılan kalite özellikleri bakımından öne çıktığı görülmüştür.
Öğe
Comparative study of diesel and diesel-hydrogen dual fuel use in RCCI engine under various load conditions
(OTEKON, 2024) Gördük, Mustafa Berat; Demir, Üsame; Altınkurt, Mustafa Deniz
The aim of this study to investigate the effects of using hydrogen and diesel fuels on combustion characteristics and emissions in a Reactively Controlled Compression Ignition (RCCI) engine. RCCI technology optimizes the combustion process by exploiting the differences in reactivity of the two different fuels. This improves engine performance and reduces emissions. The study will examine the potential benefits of using alternative fuels such as hydrogen in combination with diesel fuel in RCCI engines with the aid of CFD analysis. The main reason for studying hydrogen is that hydrogen has the most research in the literature and it has a wide flammability range, high flame speed, high diffusivity, zero carbon, sulphur content. Replacing part of the diesel fuel reduces the total carbon content and HC emissions in RCCI mode, while increased engine load increases HC and NOx emissions. A low engine load may be more advantageous for H2-diesel RCCI combustion, as HC emissions are reduced more than a slight increase in NOx emissions. The study reveals that diesel-hydrogen dual fuel systems can be an environmentally friendly alternative to diesel engines if supported by appropriate engine control strategies and emission control technologies. The results highlight the need for further research and optimization in energy efficiency and emission management.