Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.
DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.

Güncel Gönderiler
İsg eğitimlerinde dijitalleşme kapsamında video, similasyon ve mobil uygulamaların çalışan farkındalığına etkisi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Güleç, İsmail; Göktaş, Meryem
İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri çalışma ortamlarında meydana gelebilecek kazaların
önlenmesi, çalışanların riskleri doğru biçimde tanıması ve güvenli davranış geliştirmesi
açısından önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir. Sanayi üretim sistemlerinde dijital
teknolojilerin yaygınlaşması eğitim süreçlerinin yapısını da dönüştürmekte ve geleneksel
eğitim yöntemlerinin yanında video temelli anlatımlar, simülasyon uygulamaları ve mobil
öğrenme sistemleri gibi dijital araçların kullanılmasını mümkün hale getirmektedir. “İSG
Eğitimlerinde Dijitalleşme Kapsamında Video, Simülasyon ve Mobil Uygulamaların Çalışan
Farkındalığına Etkisi” başlıklı araştırmanın temel amacı dijital eğitim araçlarının çalışanların
iş sağlığı ve güvenliği farkındalığı üzerindeki etkisini incelemek ve dijitalleşmenin eğitim
süreçlerine sağladığı katkıları değerlendirmektir. Araştırmada literatür incelemesine dayalı
kuramsal bir yaklaşım benimsenmiş ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinde dijital
teknolojilerin kullanımı üzerine yapılmış ulusal ve uluslararası akademik çalışmalar
incelenmiştir. Literatür incelemesi kapsamında video tabanlı eğitim uygulamaları, sanal
ortamda gerçekleştirilen simülasyon temelli eğitim sistemleri ve mobil öğrenme
uygulamalarının çalışanların risk algısı, güvenli davranış geliştirme düzeyi ve eğitimlere
katılım düzeyi üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Yapılan inceleme dijital eğitim araçlarının
çalışanların tehlikeleri daha somut biçimde algılamasına yardımcı olduğunu, eğitim
süreçlerine katılımı artırdığını ve güvenli davranışların gelişmesine katkı sağladığını ortaya
koymaktadır. Video temelli anlatımların görsel öğrenmeyi desteklediği, simülasyon
uygulamalarının riskli durumların güvenli bir ortamda deneyimlenmesini sağladığı ve mobil
uygulamaların eğitim içeriklerine erişimi kolaylaştırdığı görülmektedir. Elde edilen bulgular
dijital teknolojilerin iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin etkinliğini artıran önemli araçlar
sunduğunu göstermekte ve dijitalleşme sürecinin güvenlik eğitimlerinin geleceğinde
belirleyici bir rol oynayacağını ortaya koymaktadır.
STARTUPLARIN PAYA DAYALI KİTLE FONLAMA İLE FİNANSMANINDA PLATFORM TERCİHLERİNİN ANALİTİK HİYERARŞİ PROSESİ YÖNTEMİ İLE BELİRLENMESİ
(İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, 2025) Altundal, Vahdet; Çıray, Samet
Son yıllarda startupların finansman ihtiyacını karşılamada sıklıkla kullanılan paya dayalı kitle fonlama yöntemi
startupların yatırımcılara doğrudan ulaşmasına imkân sunan önemli bir finansman yöntemi haline gelmiştir. Paya
dayalı kitle fonlama startupların ihtiyaç duyduğu finansmana kısa sürede erişimini sağlarken ayrıca geniş bir
yatırımcı tabanına ulaşarak ürün ve hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına imkan vermektedir. Startuplar bu yöntem
sayesinde borçlanmadan finansman sağlarken şirketlerinin yönetimini de ellerinde bulundurmaktadırlar.
Startupların paya dayalı kitle fonlama yöntemiyle finansmana erişebilmelerinde en önemli kriterlerden bir tanesi ise
doğru bir kitle fonlama platformu seçmelerine ve doğru bir kampanya süreci yürütmelerine bağlıdır. Yapılan bu
çalışmada startupların birden fazla seçenek arasından hangi paya dayalı kitle fonlama platformunu seçeceği çok
kriterleri karar verme yöntemlerinden analitik hiyerarşi prosesi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada elde
edilen bulgulara bakıldığında startupların paya dayalı kitle fonlama platformları seçiminde analitik hiyerarşi
yöntemi ile
Tekstil ile takviye edilmiş harç şeritler ile beton yüzeyi arasındaki yük-deplasman davranışının deneysel olarak incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Yüncüler, Murat; Çalışkan, Özlem
Tekstil takviyeli malzemelerin, 1980’li yıllardan itibaren betonarme ve yığma yapı elemanlarının güçlendirilmesinde kullanılması konusunda çeşitli araştırmalar yapılsa da uygulama ve araştırma sıklığı özellikle son yıllarda dikkate değer artış göstermiştir. Tekstil Takviyeli Harç (TRM) olarak adlandırılan inorganik harç matris bazlı kompozit malzeme, eski güçlendirme sistemlerine alternatif olarak yapısal güçlendirme alanında kullanılan yenilikçi bir malzemedir. Yapısal güçlendirmede kullanımı giderek artan TRM yöntemi ile geliştirilen bir güçlendirme detayının genel performans kriterlerinin doğru bir şekilde hesaplanabilmesi için TRM şeritler ile beton yüzeyi arasındaki arayüzey performansının bilinmesi son derece önemlidir. Tez çalışması kapsamında, tekstil donatılı harç şeritler ile beton yüzeyi arasındaki yük–deplasman davranışının deneysel olarak araştırılması hedeflenmiştir. Deneysel çalışmada, özel olarak tasarlanmış bir deney düzeneği kullanılarak doğrudan çekme altında toplam 84 adet beton numune test edilmiştir. Çalışmada ele alınan temel değişkenler; beton dayanımı (C15 ve C30), TRM şerit genişliği (50 mm ve 100 mm), TRM bağ uzunluğu (150 mm, 300 mm ve 450 mm), ankraj sabitleme tipi (epoksi esaslı fan tipi ankraj, çimento esaslı harç ile sabitlenen fan tipi ankraj) ve ankraj yerleşim düzeni (ankraj yok,1/1, 2/1, 3/1, 2/2 ve 3/2) olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, beton dayanımı, ankraj kullanımı, ankraj yerleşim düzeni ve TRM geometrisinin; TRM–beton kompozit sistemlerin yapısal performansını, deformasyon kapasitesini ve güvenilirliğini doğrudan etkileyen başlıca tasarım parametreleri olduğunu açıkça göstermektedir. Bu çalışma, TRM arayüzey mekaniğinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamakta ve betonarme yapıların güçlendirilmesine yönelik tasarım ve optimizasyon çalışmalarına önemli girdiler sunmaktadır.
Ergenlerde oyun bağımlılığının yalnızlık ve duygu düzenleme becerileri ile ilişkisinin incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Akyüzlü, Meryem; Akdeniz Kudubeş, Aslı
Bu araştırmanın temel amacı, ergenlerde oyun bağımlılığının yalnızlık ve duygu düzenleme becerileri ile arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak ve bağlantıları bilimsel veriler ışığında değerlendirebilmektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tanımlayıcı ve korelasyonel model kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmayı Bilecik ili merkezinde bulunan 3 farklı lisede okuyan toplamda 671 erkek ve kız öğrencilerden oluşturmaktadır. Çalışma grubunu 14-18 yaş aralığındaki lise öğrencileri oluşturmaktadır. Veriler, ergenler tarafından oyun bağımlılığı davranışlarını değerlendirmek amacıyla Ergenler İçin Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form), yalnızlık ve duygu düzenleme becerilerini belirlemek amacıyla da UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu ve Çocuk ve Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği (ÇEDDÖ) doldurulması aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler, demografik değişkenlere göre karşılaştırmalar ile korelasyon ve regresyon analizleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada ergenlerde oyun bağımlılığı düzeyinin yaş, sınıf, gelir durumu, günlük oyun süresi ve kullanılan araç gibi değişkenlerden anlamlı biçimde etkilendiği belirlenmiştir. Değişkenler arası ilişkiler incelendiğinde, Ergenler İçin Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form) puanı ile UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu puanı ve ÇEDDÖ Bastırma alt boyutu puanı arasında ilişki saptanmıştır. ÇEDDÖ Yeniden Değerlendirme alt boyutu puanı ile Ergenler İçin Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form) puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ayrıca UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu puanı ile ÇEDDÖ Bastırma ve Yeniden Değerlendirme puanları arasında ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon sonuçları ise UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu puanı ve ÇEDDÖ Bastırma alt boyutu puan düzeylerinin oyun bağımlılığını anlamlı şekilde yordadığını, buna karşılık ÇEDDÖ Yeniden Değerlendirme alt boyutunun anlamlı bir yordayıcı olmadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, ergenlerde artan yalnızlık ve bastırma eğilimi oyun bağımlılığını artıran önemli faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bu veriler ışığında; okullarda ve aile ortamında sosyal etkileşimi artırmaya yönelik etkinlikler, duygu düzenleme becerileri için eğitim programları, rehberlik hizmetleri, ebeveynlerin çocuklarıyla daha kaliteli zaman geçirmeleri ve duygusal destek sağlamaları önerilmektedir.
II. Şapur döneminde hristiyanlık: inanç ve siyasallaşma arasında bir varoluş mücadelesi
(YAZ Yayınları, 2025) Altungök, Ahmet; Yılmaztekin, Nihat
Hristiyanlık, Roma İmparatorluğunca resmî olarak tanınmadan önce, Mezopotamya’dan İran platosuna kadar genişleyen tek tanrıcı bir inanç hareketi olarak özellikle tüccarlar, misyonerler ve din değiştirenler vasıtasıyla doğuya taşınmıştı. Doğu Akdeniz ve Mezopotamya arasında ticari faaliyetlerde bulunan Hristiyan tüccarlar Hristiyanlığın doğuya yayılmasına büyük etki yapmıştır. Süryani kaynakları Hristiyanlığın İran coğrafyasında yayılışını havarilerden Thomas ve Addai’nin öğrencilerinin misyonerlik faaliyetlerine bağlasa da Kuzey Mezopotamya’da Edessa ve Nissibis gibi önemli iki şehrin Hristiyanlığın iki önemli ana merkezi durumuna gelmesi İran coğrafyasının Hristiyanlaşmasında önemli bir yere sahiptir. Bu iki şehrin etkisiyle Hristiyanlık Mezopotamya’nın güneyine doğru ilerleyerek zamanla Arbela (Erbil), Bet Sulukh (Kerkük) ve Seleukeia gibi büyük şehirleri Hristiyanlar için önemli merkezler haline getirdi. Parthlar ve ilk dönemde Sâsânîler Roma’yla mücadele halinde olan Hristiyanları sahiplenici bir politika takip ettiler. Ancak IV. yüzyılda I. Constantinus’un din olarak Hristiyanlığı seçmesi ve Hristiyanlığın Roma topraklarında yükselişi (Socrates Scholasticus, çev. 1853, XVIII, p. 48vd), komşusu Sâsânî Şehinşahlığında farklı bir yankı meydana getirdi. II. Şapur’un uzun saltanatı boyunca Hristiyanlara yönelik baskıların sistematik hale gelmesi, yalnızca dinsel nedenlerle değil, aynı zamanda Roma ile olan rekabetin bir sonucu olarak karşımızda durmaktadır.
MÖ VI. yy’a kadar Roma’yla mücadele halinde olan Hristiyanlar, İran açısından siyasi ve dini bir tehdit olarak algılanmıyordu. Fakat bu yüzyıldan itibaren Roma’yla aralarında meydana gelen dinî ve kültürel bağlardan dolayı İran için potansiyel tehdit olarak algılanmaya başladı. II. Şapur’un, Seleukeia-Ctesiphon metropoliti Simeon bar Sabbaʻe6 (ö. 339) döneminde Hristiyanların ödemekle yükümlü olduğu vergiyi iki katına çıkarması ve ardından gerçekleşen çok sayıda idam olayı, bu endişenin somut bir göstergesidir ((The Chronicle of Arbela, çev. 1939, s. 25). Bu çalışmanın amacı II. Şapur döneminde. Hristiyanlara yönelik İran sarayının takınmış olduğu tavrın sebeplerini, şiddetini ve İran-Roma ilişkilerine yansımasını tartışmaya açmaktır. Çalışmada Sâsânî toplumundaki Hristiyanların bu süreçte sosyal, siyasal ve dini konumlarının yeniden nasıl inşa edildiği de analiz edilecektir.




















