MS. V. Yüzyıl İran'da Hristiyanlık
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu çalışma, MS V. yüzyılda Sâsânî Şehinşahlığı sınırlarında yaşayan Hristiyan toplulukların siyasi, teolojik ve toplumsal gelişimini incelemektedir. Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı devlet dini olarak kabul etmesi, İran’daki Hristiyanların konumunu köklü biçimde değiştirmiş; bu topluluklar, Roma-Sâsânî rekabeti bağlamında hem bir güvenlik tehdidi hem de imparatorluğun toplumsal yapısına katkıda bulunan unsurlar olarak algılanmıştır. Araştırmada, Hristiyanların Sâsânî yönetimiyle olan ilişkileri, şehitlik anlatıları ve Süryanice kronikler ışığında ele alınmış; söz konusu kaynakların tarihsel gerçekliği yansıtmaktan çok kolektif kimlik üretimi işlevi gördüğü ortaya konmuştur. Ayrıca Efes (431) ve Kadıköy (451) konsilleri sonrasında şekillenen teolojik ayrışmaların, Doğu Hristiyanlarının Roma’dan bağımsız bir kurumsal kimlik inşa etmelerinde belirleyici rol oynadığı vurgulanmıştır. Bu sürecin en somut sonucu, 484 Beth Lapat Sinodu ile Doğu Kilisesi’nin kurumsallaşarak Sâsânî topraklarında özerk bir yapı kazanmasıdır. Sonuç olarak, V. yüzyılda Doğu Hristiyanlığı yalnızca dini bir cemaatin varlık mücadelesi değil; imparatorluklar arası siyasi rekabetin, kimlik inşasının ve teolojik bağımsızlığın iç içe geçtiği çok katmanlı bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum, Doğu Hristiyanlığının Asya içlerine yayılmasında Sâsânî topraklarını bir merkez haline getirmiştir.
This study examines the political, theological, and social development of Christian communities within the borders of the Sasanian Empire in the 5th century AD. The adoption of Christianity as the state religion by the Roman Empire fundamentally altered the status of Christians in Iran; these communities came to be perceived both as a potential security threat and as integral contributors to the social fabric of the empire within the context of Roman-Sasanian rivalry. The research explores the relationship between Christians and the Sasanian administration, drawing on martyrdom narratives and Syriac chronicles. It demonstrates that these sources functioned less as reflections of historical reality and more as instruments for the construction of collective identity. Furthermore, the theological divisions that emerged in the wake of the Councils of Ephesus (431) and Chalcedon (451) played a pivotal role in enabling Iranian Christians to establish an institutional identity independent of Rome. The most tangible outcome of this process was the Synod of Beth Lapat in 484, through which the Church of the East became institutionalized and gained autonomy within Sasanian territory. In conclusion, Christianity in 5th-century Iran emerges not merely as a religious community’s struggle for survival, but as a multi-layered phenomenon shaped by inter-imperial political rivalry, identity formation, and theological independence. This dynamic transformed Sasanian lands into a center for the expansion of Eastern Christianity deep into Asia.












