Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.
DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.

Güncel Gönderiler
Tekstil ile takviye edilmiş harç şeritler ile beton yüzeyi arasındaki yük-deplasman davranışının deneysel olarak incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Yüncüler, Murat; Çalışkan, Özlem
Tekstil takviyeli malzemelerin, 1980’li yıllardan itibaren betonarme ve yığma yapı elemanlarının güçlendirilmesinde kullanılması konusunda çeşitli araştırmalar yapılsa da uygulama ve araştırma sıklığı özellikle son yıllarda dikkate değer artış göstermiştir. Tekstil Takviyeli Harç (TRM) olarak adlandırılan inorganik harç matris bazlı kompozit malzeme, eski güçlendirme sistemlerine alternatif olarak yapısal güçlendirme alanında kullanılan yenilikçi bir malzemedir. Yapısal güçlendirmede kullanımı giderek artan TRM yöntemi ile geliştirilen bir güçlendirme detayının genel performans kriterlerinin doğru bir şekilde hesaplanabilmesi için TRM şeritler ile beton yüzeyi arasındaki arayüzey performansının bilinmesi son derece önemlidir. Tez çalışması kapsamında, tekstil donatılı harç şeritler ile beton yüzeyi arasındaki yük–deplasman davranışının deneysel olarak araştırılması hedeflenmiştir. Deneysel çalışmada, özel olarak tasarlanmış bir deney düzeneği kullanılarak doğrudan çekme altında toplam 84 adet beton numune test edilmiştir. Çalışmada ele alınan temel değişkenler; beton dayanımı (C15 ve C30), TRM şerit genişliği (50 mm ve 100 mm), TRM bağ uzunluğu (150 mm, 300 mm ve 450 mm), ankraj sabitleme tipi (epoksi esaslı fan tipi ankraj, çimento esaslı harç ile sabitlenen fan tipi ankraj) ve ankraj yerleşim düzeni (ankraj yok,1/1, 2/1, 3/1, 2/2 ve 3/2) olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, beton dayanımı, ankraj kullanımı, ankraj yerleşim düzeni ve TRM geometrisinin; TRM–beton kompozit sistemlerin yapısal performansını, deformasyon kapasitesini ve güvenilirliğini doğrudan etkileyen başlıca tasarım parametreleri olduğunu açıkça göstermektedir. Bu çalışma, TRM arayüzey mekaniğinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamakta ve betonarme yapıların güçlendirilmesine yönelik tasarım ve optimizasyon çalışmalarına önemli girdiler sunmaktadır.
Ergenlerde oyun bağımlılığının yalnızlık ve duygu düzenleme becerileri ile ilişkisinin incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Akyüzlü, Meryem; Akdeniz Kudubeş, Aslı
Bu araştırmanın temel amacı, ergenlerde oyun bağımlılığının yalnızlık ve duygu düzenleme becerileri ile arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak ve bağlantıları bilimsel veriler ışığında değerlendirebilmektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tanımlayıcı ve korelasyonel model kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmayı Bilecik ili merkezinde bulunan 3 farklı lisede okuyan toplamda 671 erkek ve kız öğrencilerden oluşturmaktadır. Çalışma grubunu 14-18 yaş aralığındaki lise öğrencileri oluşturmaktadır. Veriler, ergenler tarafından oyun bağımlılığı davranışlarını değerlendirmek amacıyla Ergenler İçin Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form), yalnızlık ve duygu düzenleme becerilerini belirlemek amacıyla da UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu ve Çocuk ve Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği (ÇEDDÖ) doldurulması aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler, demografik değişkenlere göre karşılaştırmalar ile korelasyon ve regresyon analizleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada ergenlerde oyun bağımlılığı düzeyinin yaş, sınıf, gelir durumu, günlük oyun süresi ve kullanılan araç gibi değişkenlerden anlamlı biçimde etkilendiği belirlenmiştir. Değişkenler arası ilişkiler incelendiğinde, Ergenler İçin Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form) puanı ile UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu puanı ve ÇEDDÖ Bastırma alt boyutu puanı arasında ilişki saptanmıştır. ÇEDDÖ Yeniden Değerlendirme alt boyutu puanı ile Ergenler İçin Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form) puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ayrıca UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu puanı ile ÇEDDÖ Bastırma ve Yeniden Değerlendirme puanları arasında ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon sonuçları ise UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu puanı ve ÇEDDÖ Bastırma alt boyutu puan düzeylerinin oyun bağımlılığını anlamlı şekilde yordadığını, buna karşılık ÇEDDÖ Yeniden Değerlendirme alt boyutunun anlamlı bir yordayıcı olmadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, ergenlerde artan yalnızlık ve bastırma eğilimi oyun bağımlılığını artıran önemli faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bu veriler ışığında; okullarda ve aile ortamında sosyal etkileşimi artırmaya yönelik etkinlikler, duygu düzenleme becerileri için eğitim programları, rehberlik hizmetleri, ebeveynlerin çocuklarıyla daha kaliteli zaman geçirmeleri ve duygusal destek sağlamaları önerilmektedir.
II. Şapur döneminde hristiyanlık: inanç ve siyasallaşma arasında bir varoluş mücadelesi
(YAZ Yayınları, 2025) Altungök, Ahmet; Yılmaztekin, Nihat
Hristiyanlık, Roma İmparatorluğunca resmî olarak tanınmadan önce, Mezopotamya’dan İran platosuna kadar genişleyen tek tanrıcı bir inanç hareketi olarak özellikle tüccarlar, misyonerler ve din değiştirenler vasıtasıyla doğuya taşınmıştı. Doğu Akdeniz ve Mezopotamya arasında ticari faaliyetlerde bulunan Hristiyan tüccarlar Hristiyanlığın doğuya yayılmasına büyük etki yapmıştır. Süryani kaynakları Hristiyanlığın İran coğrafyasında yayılışını havarilerden Thomas ve Addai’nin öğrencilerinin misyonerlik faaliyetlerine bağlasa da Kuzey Mezopotamya’da Edessa ve Nissibis gibi önemli iki şehrin Hristiyanlığın iki önemli ana merkezi durumuna gelmesi İran coğrafyasının Hristiyanlaşmasında önemli bir yere sahiptir. Bu iki şehrin etkisiyle Hristiyanlık Mezopotamya’nın güneyine doğru ilerleyerek zamanla Arbela (Erbil), Bet Sulukh (Kerkük) ve Seleukeia gibi büyük şehirleri Hristiyanlar için önemli merkezler haline getirdi. Parthlar ve ilk dönemde Sâsânîler Roma’yla mücadele halinde olan Hristiyanları sahiplenici bir politika takip ettiler. Ancak IV. yüzyılda I. Constantinus’un din olarak Hristiyanlığı seçmesi ve Hristiyanlığın Roma topraklarında yükselişi (Socrates Scholasticus, çev. 1853, XVIII, p. 48vd), komşusu Sâsânî Şehinşahlığında farklı bir yankı meydana getirdi. II. Şapur’un uzun saltanatı boyunca Hristiyanlara yönelik baskıların sistematik hale gelmesi, yalnızca dinsel nedenlerle değil, aynı zamanda Roma ile olan rekabetin bir sonucu olarak karşımızda durmaktadır.
MÖ VI. yy’a kadar Roma’yla mücadele halinde olan Hristiyanlar, İran açısından siyasi ve dini bir tehdit olarak algılanmıyordu. Fakat bu yüzyıldan itibaren Roma’yla aralarında meydana gelen dinî ve kültürel bağlardan dolayı İran için potansiyel tehdit olarak algılanmaya başladı. II. Şapur’un, Seleukeia-Ctesiphon metropoliti Simeon bar Sabbaʻe6 (ö. 339) döneminde Hristiyanların ödemekle yükümlü olduğu vergiyi iki katına çıkarması ve ardından gerçekleşen çok sayıda idam olayı, bu endişenin somut bir göstergesidir ((The Chronicle of Arbela, çev. 1939, s. 25). Bu çalışmanın amacı II. Şapur döneminde. Hristiyanlara yönelik İran sarayının takınmış olduğu tavrın sebeplerini, şiddetini ve İran-Roma ilişkilerine yansımasını tartışmaya açmaktır. Çalışmada Sâsânî toplumundaki Hristiyanların bu süreçte sosyal, siyasal ve dini konumlarının yeniden nasıl inşa edildiği de analiz edilecektir.
MS. V. Yüzyıl İran'da Hristiyanlık
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Yılmaztekin, Nihat; Altungök, Ahmet
Bu çalışma, MS V. yüzyılda Sâsânî Şehinşahlığı sınırlarında yaşayan Hristiyan toplulukların siyasi, teolojik ve toplumsal gelişimini incelemektedir. Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı devlet dini olarak kabul etmesi, İran’daki Hristiyanların konumunu köklü biçimde değiştirmiş; bu topluluklar, Roma-Sâsânî rekabeti bağlamında hem bir güvenlik tehdidi hem de imparatorluğun toplumsal yapısına katkıda bulunan unsurlar olarak algılanmıştır. Araştırmada, Hristiyanların Sâsânî yönetimiyle olan ilişkileri, şehitlik anlatıları ve Süryanice kronikler ışığında ele alınmış; söz konusu kaynakların tarihsel gerçekliği yansıtmaktan çok kolektif kimlik üretimi işlevi gördüğü ortaya konmuştur. Ayrıca Efes (431) ve Kadıköy (451) konsilleri sonrasında şekillenen teolojik ayrışmaların, Doğu Hristiyanlarının Roma’dan bağımsız bir kurumsal kimlik inşa etmelerinde belirleyici rol oynadığı vurgulanmıştır. Bu sürecin en somut sonucu, 484 Beth Lapat Sinodu ile Doğu Kilisesi’nin kurumsallaşarak Sâsânî topraklarında özerk bir yapı kazanmasıdır. Sonuç olarak, V. yüzyılda Doğu Hristiyanlığı yalnızca dini bir cemaatin varlık mücadelesi değil; imparatorluklar arası siyasi rekabetin, kimlik inşasının ve teolojik bağımsızlığın iç içe geçtiği çok katmanlı bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum, Doğu Hristiyanlığının Asya içlerine yayılmasında Sâsânî topraklarını bir merkez haline getirmiştir.
Adölesanlarda Sosyal Medya Bağımlılığı ile Aile İçi İletişimi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
(ISARC, 2026) Akdeniz Kudubeş, Aslı; Akyüzlü, Meryem
Amaç: Bu çalışma; adölesanlarda sosyal medya bağımlılığı ile aile iletişimi ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve korelasyonel olarak yürütülmüştür.
Gereç-Yöntem: Araştırmaya, 01 Kasım 2024 – 15 Ocak 2025 tarihleri arasında kartopu tekniğiyle ulaşılan, araştırmaya katılmayı kabul eden, ebeveynlerinden onam alınan ve 14, 15, 16, 17 ve 18 yaşında olan 52 adölesan katılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacıların kendi bireysel ağları ve sosyal medya hesapları üzerinden google anket yoluyla ulaşabildiği adölesanlara online anket uygulanarak toplanmıştır. Araştırma verileri, Tanıtıcı Bilgi Formu, Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Sosyal Medya Kullanımı ve Aile İletişimine Etkisi Belirleme Ölçeği uygulanarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde ortalama, yüzdelik hesaplamalar, Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır.
Bulgular: Çalışmaya katılan adölesanların yaş ortalamasının olduğu 16,29 + 2,23 olduğu, %67,3’ünün kız ve %32,7’sinin erkek olduğu belirlenmiştir. Adölesanların %100’ünün internet ve sosyal medya kullandığı saptanmıştır. Çalışmaya katılan adölesanların Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği toplam puan ortalamasının 3,73 + 0,65 ve Sosyal Medya Kullanımı ve Aile İletişimine Etkisi Belirleme Ölçeği toplam puan ortalamasının 50,36 + 10,23 olduğu saptanmıştır. Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği’nden beş ve üzeri puan alan ve sosyal medya bağımlısı olarak değerlendirilen 21 adölesan (%40,5) olduğu saptanmıştır. Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ile Sosyal Medya Kullanımı ve Aile İletişimine Etkisi Belirleme Ölçeği arasında negatif yönde yüksek düzeyde ilişki saptanmıştır.
Sonuç: Bu çalışmada, adölesanların sosyal medya bağımlılığı düzeyleri ile aile içi iletişimleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen bulgular, sosyal medya bağımlılığı arttıkça aile içi iletişimde olumsuz yönde bir değişim yaşandığını göstermektedir. Bu sonuçlar, sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile dinamikleri üzerindeki etkisini anlamak açısından önemli olup, aile içi iletişimi güçlendirecek bilinçlendirme ve müdahale programlarının geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.




















