112 acil sağlık hizmetlerinde ahlaki sıkıntıyı azaltmaya yönelik müdahalelerin BWM yöntemiyle ölçeklendirilmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Acil sağlık hizmetleri; zaman baskısı, belirsizlik, yüksek sorumluluk düzeyi ve yoğun stres altında yürütülen sağlık hizmetlerinin en kritik alanlarından biridir. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görev yapan Acil Tıp Teknisyenleri ve Paramedikler, hasta yararını gözeterek hızlı ve etkili kararlar almak zorunda kalırken çeşitli etik ikilemlerle karşı karşıya kalabilmektedir. Sağlık çalışanlarının etik açıdan doğru olduğunu düşündükleri eylemleri kurumsal, hukuki, yönetsel veya çevresel engeller nedeniyle gerçekleştirememeleri ahlaki sıkıntı (moral distress) deneyimini ortaya çıkarabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görev yapan ambulans personelinde ahlaki sıkıntıya yol açan temel kaynaklardan hareketle, ahlaki sıkıntıyı azaltmaya yönelik müdahale alanlarını En İyi-En Kötü Yöntemi (Best-Worst Method-BWM) ile önceliklendirmektir. Çalışma, uzman görüşüne dayalı iki aşamalı bir karar destek tasarımıyla yapılandırılmıştır. Birinci aşamada ahlaki sıkıntıya kaynaklık eden dokuz ana kriter ve yirmi yedi alt kriter BWM ile değerlendirilmiştir. İkinci aşamada ise ilk aşamada öne çıkan problem alanlarından türetilen dört temel müdahale alanı ayrıca BWM ile önceliklendirilmiştir. Birinci aşama sonuçlarına göre ahlaki sıkıntının en önemli ana kaynakları hasta ve aile baskısı (%17,71), iletişim sorunları (%15,01), zaman baskısı (%14,62) ve mesleki eğitim ile etik farkındalık eksikliği (%13,23) olarak belirlenmiştir. Global alt kriter sıralamasında agresif hasta ve hasta yakını davranışları (%10,62), ekip içi çatışmalar ve hiyerarşik baskılar (%8,10), mesleki rol belirsizliği ve etik ikilemlere hazırlıksızlık (%7,83), aynı anda birden fazla vakayı yönetme zorunluluğu ve hız baskısı (%6,61) ile trafik, sevk ve hastane süreçlerinden kaynaklanan kritik müdahale gecikmeleri (%6,15) ilk sıralarda yer almıştır. İkinci aşama sonuçlarında ise ekip içi iletişim ve çalışma yönetimini güçlendirme (%43,95) birinci, hasta ve hasta yakını baskısını azaltma (%35,45) ikinci, operasyonel zaman baskısını azaltma (%15,08) üçüncü ve etik karar verme ile rol netliğini geliştirme (%5,52) dördüncü öncelik olarak belirlenmiştir. Araştırma bulguları, 112 ambulans çalışanlarında ahlaki sıkıntıyı azaltmaya yönelik müdahalelerin yalnızca bireysel etik eğitim veya çalışan dayanıklılığı ekseninde ele alınmasının yeterli olmadığını; olay yeri güvenliği, ekip içi iletişim, hasta yakını baskısının yönetimi, operasyonel süreçlerin iyileştirilmesi ve etik karar destek mekanizmalarının birlikte düşünülmesi gerektiğini göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde ahlaki sıkıntıyı azaltmaya yönelik müdahale önceliklerinin BWM yöntemiyle sistematik biçimde ölçeklendirilmesine katkı sunmaktadır.
Emergency medical services constitute one of the most critical areas of healthcare, characterized by time pressure, uncertainty, high responsibility, and intense occupational stress. Emergency Medical Technicians and Paramedics working in prehospital emergency care may face ethical dilemmas while making rapid decisions in favour of patients. Moral distress emerges when healthcare professionals are unable to perform actions they believe to be ethically appropriate due to organizational, legal, managerial, or environmental constraints. The aim of this study is to prioritize intervention areas for reducing moral distress among ambulance personnel working in the Turkish 112 Emergency Medical Services system by using the Best-Worst Method (BWM). The study was designed as a two-stage expert-based decision support framework. In the first stage, nine main criteria and twenty-seven sub-criteria representing the sources of moral distress were evaluated by BWM. In the second stage, four intervention areas derived from the most salient problem domains were prioritized by an additional BWM assessment. The first-stage findings showed that the most important main sources of moral distress were patient and family pressure (17.71%), communication problems (15.01%), time pressure (14.62%), and lack of professional education and ethical awareness (13.23%). In the global sub criterion ranking, aggressive behaviours of patients and relatives (10.62%), intra-team conflicts and hierarchical pressures (8.10%), role ambiguity and lack of preparedness for ethical dilemmas (7.83%), the obligation to manage multiple cases simultaneously and speed pressure (6.61%), and critical delays caused by traffic, dispatch, and hospital processes (6.15%) were the highest priorities. The second-stage results indicated that strengthening intra-team communication and work management (43.95%) was the most important intervention area, followed by reducing patient and family pressure (35.45%), reducing operational time pressure (15.08%), and improving ethical decision-making and role clarity (5.52%). The findings indicate that interventions aimed at reducing moral distress among ambulance personnel should not be limited to individual ethical training or resilience-building. Instead, scene safety, team communication, management of family pressure, improvement of operational processes, and ethical decision support mechanisms should be addressed together. Thus, the study contributes to the systematic prioritization of intervention areas for reducing moral distress in prehospital emergency care through the BWM approach.












