Bakara Suresi 249. Ayeti bağlamında Tâlût-Câlût kıssası ve azın çoğa galibiyeti ilkesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Allah’ın (cc) bir kavme peygamber göndermesi, hiç şüphesiz o kavmin doğru yolu bulması içindir. Dolayısıyla Allah (cc) yarattığı tüm mahlûkatasünnetullah bağlamında dinî ve dünyevî işleyişlerini düzenlemelerinde yardımcı olmuştur. Allah (cc) Kur’an kıssalarında geçmişte yaşamış toplulukların başından geçen olayları ilahi bir mesaja uygun bir formda aktarmıştır. Kur’an-ı Kerim’de aktarılan bu kıssalarda hem inananlara hem de inkârcılara çeşitli mesajlar verilmiştir. Bu mesajların temelinde ise Allah’a (cc) inananların her daim muzaffer olacağı, öldüklerinde bile bunun bir kayıp değil şehit olarak kazanılan en yüce makam olduğunun ortaya konulmasıdır. Ayrıca inkârcıların karşı çıktıkları hakikatlerin önünde engel olamayacaklarını göstermiştir. Bu kapsamda Bakara Sûresinin 246-252. ayetlerinde bahsedilen Tâlût kıssası bağlamında “Azın Çoğa Galip Gelmesi” ilkesi özelinde Mü’minlerin yaptıkları savaşlar ele alınmıştır. Çalışma neticesinde İslam tarihinde Bedir, Uhud, Hendek, Mute, Huneyn, Yermük, Kadisiye, başta olmak üzere kâfirlere karşı verilen mücadelelerde sünnetullah kaidelerine bağlı uygun hareket edildiğinde sayısal üstünlüğün, savaş teçhizatının hiçbir öneminin olmadığı açıkça görülmüştür. Bunun yansımalarını son birkaç yüzyılda Müslümanların özellikle Çanakkale’de, günümüzde ise Filistin halkının verdiği mücadelede görmek mümkündür. Bu çalışma ile “azın çoğa galip gelmesi” ilkesi kapsamında Tâlût kıssası özelinde verilen mesajların ve belirlenen sünnetullah ilkeleri üzerine literatür katkısı sağlayacaktır.
The sending of prophets by Allah (SWT) serves the fundamental purpose of guiding humanity towards the right path and regulating both their religious and worldly affairs within the framework of divine law. Within the Quranic narrative, historical events concerning past communities are recounted as manifestations of this divine message, offering profound lessons for both believers and disbelievers. At the core of these narratives is the spiritual truth that those who maintain absolute faith in Allah will ultimately achieve victory, where even death is not viewed as a loss, but rather as the highest spiritual rank attained through martyrdom. Conversely, these accounts demonstrate that disbelievers, regardless of their material power, cannot obstruct the ultimate triumph of the truth they oppose. This study examines the phenomenon of believers' military engagements through the theological lens of the principle of "the few prevailing over the many." This concept is specifically analyzed within the context of the story of Talut (Saul) and Jalut (Goliath) as detailed in Surah Al-Baqarah (verses 246-252). The study demonstrates that throughout Islamic history—from classical battles against infidels such as Badr, Uhud, Khandaq, Mu'tah, Hunayn, Yarmuk, and Qadisiyah, to modern resistance struggles like the Çanakkale (Gallipoli) Campaign and the contemporary plight of the Palestinian people—numerical superiority and military equipment become irrelevant when believers act in accordance with the principles of Sunnatullah (the divine law of Allah). Ultimately, this research aims to contribute to the existing literature on the principles of Sunnatullah by highlighting the story of Talut and unpacking the profound theological and psychological messages conveyed through the concept of asymmetric spiritual victory.












