Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.
DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.

Güncel Gönderiler
Şeyhülislamlığa ait II numaralı Telhis Defteri'nin transkripsiyon ve değerlendirmesi (vr.2-95)
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Yıldırım, Hüseyin; Yurdakul, İlhami
Bu çalışma 19. Yy telhis defterleri üzerinden Osmanlı medrese ve kadılık sistemini incelemekte olup yoğun olarak yapılan atamalar doğrultusunda ilgili döneme ait teşkilat çerçevesini içermektedir. Telhisler kısaca Sadrazam veya daha alt makamlardan padişaha iznini, görüşünü veya emrini almak için yazılan ve konunun özetini içeren yazılardır.
Şeyhülislamlık defterleri içerisinde yer alan aynı zamanda çalışmanın konusunu oluşturan telhis defterleri, Bâb-ı Meşihat’tan Bâb-ı Âliye yazılmış olan telhisleri içermekte olup dört adet defterden oluşmaktadır. İlki 1871/1872 (1288) yılına ait olan bu defterler 1922/1923 (1341) yılına kadar kayıtları içermektedir. Araştırmamıza konu edilen II numaralı telhis defteri 3 Safer 1309 (1891) tarihinde başlayıp 19 Muharrem 1317 (1899) bitmektedir. Bu defter içerisindeki ataması yapılan birtakım makamların Osmanlı Devleti’nin klasik döneminden modernleşme dönemine kadar geçirmiş olduğu evreler incelenmiştir.
Development of environmentally friendly lightweight aerogel composites as sustainable building materials: High insulation performance and application potential
(Springer Nature, 2025) Paksoy Balcı, Merve; Bayat, Ramazan; Karakurt, Cenk; Şen, Fatih
In this study, inexpensive and environmentally friendly aerogel insulation composites were synthesized using diatomite. During the synthesis, raw diatomite, polyvinyl alcohol (PVA) and carboxymethyl cellulose (CMS) were used as binders and only water was used as solvent. The freeze-drying method enables the formation of an aerogel structure with low density (0.114 g/cm3) and high porosity (91.50%), making it suitable for applications such as thermal insulation. The final LWA aerogel has a very low thermal conductivity of 0.041 W/(m.K). The synthesized aerogels were combined with ready-made plasterboard to obtain a lightweight aerogel composite. A test box with plasterboard walls was prepared with the obtained LWA composite and the internal temperatures and surface temperatures were measured. Comparative measurements with the test box without LWA composite showed a temperature difference of approximately 7 °C. The use of diatomite without any pre-treatment makes aerogel an environmentally friendly and cost-effective material. It is thought that such innovative materials will contribute to sustainability in industrial applications. In conclusion, the findings of the study reveal that diatomite-based lightweight aerogels offer new opportunities as building materials.
Farklı dozlarda biyoçar uygulamasının karabuğday (Fagopyrum esculentum Moench) silajının verimi ve kalitesi üzerine etkisi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) İbrik, Erdal; Gülümser, Erdem
Bu çalışma, Bilecik ekolojik koşullarında ve 2024 yılı vejetasyon döneminde karabuğday
(Fagopyrum esculentum Moench “Güneş”) bitkisinde farklı biyoçar dozlarının (0, 250, 500,
750 ve 1000 kg/da) silaj verimi ve kalite özellikleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla
yürütülmüştür. Çalışma tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuştur. Araştırmada silaj
verimi, fermantasyon özellikleri (pH, laktik asit, asetik asit), yem kalite kriterleri (kuru madde
oranı, Flieg puanı, ham protein, ADF ve NDF), mineral madde içerikleri (K, P, Ca, Mg) ile
sekonder metabolitler (kondanse tanen, toplam fenolik, toplam flavonoid) ve antioksidan
aktivite (DPPH) incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre en yüksek silaj verimi 1000 kg/da
(821.03 kg/da), 750 kg/da (814.43 kg/da) ve 500 kg/da (809.47 kg/da) biyoçar
uygulamalarından elde edilmiştir. Silajların kuru madde oranı %22.26–27.48 ve pH’sı 4.60–
5.12 arasında değişmiştir. Flieg puanı en yüksek 500 kg/da (75.96) ve 250 kg/da (70.29) biyoçar
dozlarında belirlenmiş olup, bu değerler silajların “iyi” kalite sınıfında yer aldığını göstermiştir.
Çalışmada silajların ham protein oranı %14.07–14.95, ADF oranı %26.52–33.15 ve NDF oranı
%39.51–48.91 arasında olmuştur. Silajlarda en yüksek laktik asit içeriği 250 kg/da (%2.06),
500 kg/da (%2.12) ve 1000 kg/da (%1.96) biyoçar uygulamalarından elde edilmiştir. Silajlarda
mineral içeriklerden K %2.00–2.32, P %0.64–0.68, Ca %1.27–1.81 ve Mg %0.67–0.97 arasında
değişmiştir. Karabuğday silajlarının kondanse tanen içeriği %2.54–3.86, toplam fenolik içeriği
116.52–149.36 mg/g GAE, toplam flavonoid içeriği 13.24–15.06 mg/g QE ve DPPH içeriği
%83.31–86.03 arasında olmuştur.
Sonuç olarak, biyoçar uygulamaları karabuğday silajında hem verim hem de kalite özelliklerini
olumlu yönde etkilemiş, özellikle hem verim hem de fermantasyon kalitesi (pH ve laktik asit)
açısından en ideal sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Buna göre, karabuğday silaj verimi ve
kalitesi açısından dekara 500 kg biyoçar uygulamasının diğer işlemlere göre daha üstün olduğu
sonucuna varılmıştır.
Paya dayalı kitle fonlama kampanyalarında başarılı ve başarısız olan startupların kampanya öncesi finansal performanslarının analizi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Çıray, Samet; Altundal, Vahdet
Startuplar, yenilikçi iş fikirleri, hızlı büyüme potansiyelleri ve ölçeklenebilme kapasiteleri sayesinde birçok sektörde iş yapış biçimini değiştiren, girişimcilik ekosisteminin önemli aktörleri haline gelmişlerdir. Fakat startupların geleneksel finansman kaynaklarına erişimde yaşadıkları güçlükler, özellikle erken aşamada olan startupları alternatif finansman yöntemlerine yöneltmektedir. Bu kapsamda son yıllarda birçok startupın finansmanında kullanılan paya dayalı kitle fonlama yöntemi incelenmiştir. Paya dayalı kitle fonlama yöntemi ile girişimciler geniş yatırımcı kitlelerinden fon sağlarken iş fikirlerinin de lansmanını yaparak geniş kitlelerce tanınmasını sağlamaktadırlar. Çalışmada öncelikle girişimcilik, startup, startup yatırım aşamaları, startupların başarısızlık nedenleri ve startup finansman yöntemleri ele alınmaktadır. Ardından, paya dayalı kitle fonlama yöntemi, yasal düzenlemeler, yöntemin avantaj ve dezavantajları ve startupların kampanya başarısını etkileyebilecek faktörler incelenmektedir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise 2022, 2023 ve 2024 yıllarında paya dayalı kitle fonlama kampanyası yürüten başarılı ve başarısız startupların kampanya öncesinde paylaştıkları finansal tabloları oran analizi tekniğiyle analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre likidite ve kârlılık oranları açısından başarılı ve başarısız kampanyalar çok fazla farklılaşmazken, borç oranı ve borç özkaynak oranı açısından başarılı kampanyalardaki startupların daha iyi bir performans sergiledikleri ve önemli ölçüde farklılaştıkları görülmüştür.
Comparative Life Cycle Assessment of Airborne Wind Energy and Horizontal Axis Wind Turbines in Türkiye
(IEEE, 2023) Onay, Ahmet Emre; Dokur, Emrah; Kurban, Mehmet
As the global demand for clean and sustainable energy sources continues to rise, the quest for innovative and environmentally friendly technologies becomes increasingly imperative. With growing concerns about climate change and the need to transition away from fossil fuels, understanding the environmental impacts of emerging technologies like Airborne Wind Energy (AWE) is crucial for shaping the future of energy production. This paper presents a Life Cycle Assessment (LCA) of a theoretical AWE plant in Türkiye, comparing it to traditional horizontal axis wind turbines. The study aims to determine the feasibility of installing AWE plants in Türkiye and their environmental impact. Results show that AWE plants use less material and generate electricity with lower impacts than traditional turbines, making them a viable option for renewable energy generation in Türkiye.




















