Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.


 

Güncel Gönderiler

Öğe
GÖRÜNTÜ SINIFLANDIRMADA AŞIRI ÖĞRENME MAKİNESİ VE VARYANTLARININ PERFORMANS KARŞILAŞTIRMASI
(Süleyman Demirel Üniversitesi, 2025) Bozoğlan, Kübra; Yüzgeç, Uğur
Görüntü sınıflandırma tıp, tarım, güvenlik ve daha fazlası gibi çeşitli alanlarda kritik bir teknolojidir. Makine öğrenmesi algoritmaları, özellikle de Aşırı Öğrenme Makineleri (ELM), hızlı öğrenme yetenekleri ve yüksek doğruluk oranları nedeniyle dikkat çekmiştir. Bununla birlikte, ELM'nin performansı veri kümesine ve uygulama senaryosuna bağlı olarak değişebilir. Bu çalışma, ELM modelinin ve geliştirilmiş varyantlarının (artımlı aşırı öğrenme makinesi (IELM), çevrimiçi sıralı aşırı öğrenme makinesi (OSELM), düzenli aşırı öğrenme makinesi (RELM) ve kısıtlı aşırı öğrenme makinesi (CELM)) performansını görüntü sınıflandırma bağlamında değerlendirmeyi ve karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bu modeller dört farklı veri kümesi üzerinde test edilmiştir: MNIST, beyin MRI görüntüleri, pirinç görüntüleri ve araç sürücülerinin görüntüleri. Modellerin performansları başarı oranları, kesinlik, geri çağırma ve F1 puanlarına göre değerlendirilmiştir. Sonuçlar, CELM modelinin en yüksek başarı oranını elde ettiğini, IELM modelinin ise en düşük performansı gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu bulgular, her modelin kendine özgü yapısal özelliklerinin sınıflandırma başarısını nasıl etkilediğine dair değerli bilgiler sağlamaktadır. Ayrıca, veri kümeleri arasındaki performans farklılıkları, veri kümesi özelliklerine göre en etkili modelin seçilmesi için önemli ipuçları sunmaktadır. Araştırmacılar ve uygulayıcılar, her modelin güçlü yönlerini ve sınırlamalarını anlayarak, görüntü sınıflandırma zorluklarını ele alırken bilinçli kararlar verebilirler.
Öğe
Sınıflandırma problemleri için aşırı öğrenme makine modellerinin incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Bozoğlan, Kübra; Yüzgeç, Uğur
Bu tez çalışmasında, sınıflandırma problemlerinde kullanılan ELM ve varyantlarının performansları incelenmiş ve elde edilen bulgular doğrultusunda CELM temel alınarak yeni bir model geliştirilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında ELM ve varyantları farklı görüntü sınıflandırma veri kümeleri üzerinde karşılaştırılmış ve CELM yaklaşımının yeni modelin geliştirilmesi için uygun bir temel sunduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, tek bir kısıtlama stratejisinin kullanılması farklı sınıf ilişkilerinin birlikte değerlendirilmesini sınırlandırabildiğinden, bu sınırlılığın giderilmesi amacıyla ReSQu-CELM modeli önerilmiştir. ReSQu-CELM'de gizli katman dört bölüme ayrılmış ve farklı örnek ilişkilerini temel alan dört kısıtlama stratejisi bu bölümlere rastgele atanmıştır. Böylece sınıflar arası ve sınıf içi ilişkilerden aynı öğrenme yapısı içerisinde yararlanılması amaçlanmıştır. Farklı gizli nöron sayılarının değerlendirildiği deneylerde 100 gizli nöronlu yapı 1,93 ortalama sıralama değeriyle en uygun yapı olarak belirlenmiştir. Önerilen model WaveformEW, Ecoli, Breast Cancer, Madelon, Hill-Valley ve Digits veri kümeleri üzerinde değerlendirilmiş; deneylerde 10 katlı tabakalı çapraz doğrulama kullanılarak doğruluk, hassasiyet, geri çağırma, Makro-F1, Ağırlıklı-F1 ve eğitim süresi ölçütleri incelenmiştir. ELM tabanlı modellerle yapılan karşılaştırmalar, ReSQu-CELM'in başarımının veri kümesinin özelliklerine göre değiştiğini ve özellikle bazı karmaşık veri yapılarında avantaj sağlayabildiğini göstermiştir. Geleneksel makine öğrenmesi yöntemleriyle yapılan genel karşılaştırmada ReSQu-CELM 2,70 ortalama sıralama değeriyle SVM (2,47) ve RF'nin (2,60) ardından üçüncü sırada yer almıştır. Eğitim süresi açısından ise 1,83 ortalama sıralama değeri elde edilmiştir. Sonuç olarak, farklı kısıtlama stratejilerinin aynı ELM tabanlı yapı içerisinde kullanılmasının veri yapısına bağlı olarak sınıflandırma performansına katkı sağlayabildiği görülmüştür. ReSQu-CELM, her veri kümesinde en yüksek başarıyı sağlamamakla birlikte, farklı örnek ilişkilerini birlikte değerlendiren ve sınıflandırma başarımı ile hesaplama maliyeti arasında dengeli sonuçlar sunan alternatif bir ELM yaklaşımı ortaya koymaktadır.
Öğe
Modüler Formlar ve Kuadratik Formlar Üzerine Magma ile Hesaplamalar
(Kadın Matematikçiler Derneği, 2026) Dündar, Şevval; İnam, İlker
Bu konuşmada, modüler formlar ile kuadratik formlar arasındaki ilişkiler hesaplamalı bir bakış açısıyla ele alınacaktır. Kısa bir teorik girişin ([1]) ardından, [2] çalışmasından elde edilen sonuçlar doğrultusunda, belirli örnekler Magma kullanılarak incelenecektir. Özellikle, Fourier katsayıları ile temsil sayıları arasındaki ilişkiler sayısal olarak test edilerek, teorinin hesaplamalı yönü vurgulanacaktır.
Öğe
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun İkdam gazetesindeki yazıları üzerine bir inceleme (1923)
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Kurubaş, Çilem; Dönmez, Erdem
Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk resmî gazetesi, Sultan II. Mahmud döneminde 1 Kasım 1831 tarihinde yayımlanmaya başlayan Takvim-i Vekayi’dir. Bunu 1860 yılında Agah Efendi tarafından çıkarılan Tercüman-ı Ahval gazetesi takip eder. Böylece özel gazetelerin de önü açılmış olur. Daha sonra yayın hayatına atılan pek çok özel gazete ile birlikte gazetecilik alanındaki çeşitliliğin arttığı görülür. Bu çeşitlilik sanatçıların edebî eserlerinin yanında, sosyal ve siyasal konularla ilgili fikirlerini de halka ulaştırmasını büyük ölçüde kolaylaştırır. Birçok sanatçı gazeteyi bir kürsü gibi kullanarak buradan halka seslenir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu da birçok gazetede yazılar yazan, başyazarlık yapan, gazeteler aracılığıyla aktif bir şekilde halka ulaşan bir sanatçıdır. Bu çalışma, basın hayatına 1894 yılında başlayan İkdam gazetesinde, Yakup Kadri’nin Cumhuriyet’e giden süreçteki sosyal, siyasi, kültürel, ekonomik, edebî meselelere yaklaşımını içerir. Yazarın 1923 yılında yayımlanan yazıları Osmanlıca aslından Latin harflerine aktarılmış ve ele aldığı konulara göre temalara ayrılmıştır. Yazılar içerik analizi yöntemi ile ele alınmıştır. Her bir yazı için öne çıkan tema belirlenerek yazılar kendi teması bağlamında tahlil edilmiştir. Gazete nüshaları taranarak bulunan yazılar Latin harflerine aktarılırken TDK yazım kuralları esas alınmıştır. İkdam gazetesinin 1 Ocak-31 Temmuz 1923 tarihli nüshalarında –yazar bu tarih aralığından sonra İkdam’da yazmayı bırakmıştır- Yakup Kadri’nin yazılarının Arap harfli hâliyle günümüze kadar geldiği ve Latin harflerine müstakil bir aktarımının bulunmadığı görülmüştür. Bu tez ile bu boşluğun doldurulması, bundan sonra yapılacak akademik çalışmalara ve literatüre katkı sağlaması hedeflenmiştir. Yazılar vasıtasıyla Cumhuriyet’e giden süreçte, yeni bir devletin temelleri atılmaya çalışılırken Yakup Kadri’nin kaleminden dönemin özellikle sosyal ve siyasi gelişmelerini takip edebilmek amaçlanır. Örneklem olarak bu gazetenin seçilme sebebi, Yakup Kadri’nin 1919-1923 yılları arasında İkdam’da başyazarlık yapması ve 1923 yılına ait nüshalardaki yazılarının çevrilmemiş olmasıdır. Çalışma sonucunda Yakup Kadri’nin o dönemde eğitim, edebiyat, sanat, siyaset, din ve ahlak gibi konularda yazdığı ve bu alanlarda gördüğü eksiklikleri sert bir üslupla eleştirdiği görülmüştür. Bu yazıların Millî Mücadeleden yeni çıkmış, yeni bir devletin temellerini atmaya çalışan ve Cumhuriyet’e doğru giden bir milletin sosyal ve siyasi durumunun anlaşılmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu doğrultuda söz konusu metinlerin başvuru kaynağı niteliği taşıyabileceği kanaatine varılmıştır.
Öğe
Photorhabdus ve Xenorhabdus Bakteri Supernatantlarının Farklı Uygulama Şekillerinin Tetranychus urticae Üzerindeki Etkileri
(BZT Turan Yayınevi, 2025) Berber Tortop, Gizem; Aksu, Rabia Nur; Terzioğlu, Aydan; Ulu, Tufan Can
Entomopatojen nematodlar (EPN), doğal ekosistemlerde yaygın olarak bulunan ve farklı böcek zararlılarını hedef alabilen, Steinernematidae ve Heterorhabditidae familyalarına ait önemli biyolojik mücadele etmenleridir. Bu nematodlar, simbiyotik olarak taşıdıkları Xenorhabdus ve Photorhabdus türü bakterilerle birlikte konukçuya giriş yaptıktan sonra birkaç gün içerisinde konukçuyu öldürürler. Diğer taraftan tarımsal üretimde önemli ekonomik kayıplara yol açan Tetranychus urticae Koch (Acari: Tetranychidae), geniş konukçu yelpazesi, yüksek üreme hızı ve pestisitlere karşı hızlı direnç geliştirme potansiyeli nedeniyle mücadelesi zor zararlılar arasında yer almaktadır. Bu durum, kimyasal mücadelede karşılaşılan direnç sorunlarını azaltmak amacıyla, alternatif ve çevre dostu mücadele stratejilerine olan ihtiyacı artırmaktadır. Simbiyotik Xenorhabdus ve Photorhabdus bakterileri tarımsal zararlılara karşı biyolojik mücadelede yüksek potansiyele sahip, güçlü ve hızlı etkili sekonder metabolitler ürettiği bilinmektedir. Bu özellikleri sayesinde kırmızı örümceklere karşı kullanılabileceği değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, içerisinde sekonder metabolit olduğu düşünülen simbiyotik bakteri supernatantlarının T. urticae üzerindeki doğrudan ve aquaponik sistemde dolaylı olarak etkileri laboratuvar koşullarında değerlendirilmiştir. Uygulamalar kontrol (saf su), besiyeri kontrol ve iki farklı simbiyotik bakteri supernatantı olmak üzere dört gruptan oluşmuştur. Doğrudan etki denemelerinde en yüksek ölüm oranları bakteri supernatantlarında gözlemlenmiştir. Besiyeri kontrol grubu supernatantlara göre daha düşük olmasına karşın saf su kontrol grubundan farklı bulunmuştur. En düşük ölüm oranı ise saf su kontrolünde belirlenmiştir. Aquaponik sistemde yapılan uygulamada ergin başına en yüksek yumurta sayısı kontrol grubunda, en düşük yumurta sayısı ise Xenorhabdus supernatantı uygulamasında belirlenmiştir. Genel olarak bulgular, EPN bakterilerinden elde edilen supernatantların hem doğrudan temasla yüksek ve hızlı öldürücülük sağladığını hem de aquaponik sistemde kök yoluyla uygulandığında T. urticae’nin üremesini azaltabildiğini göstermektedir. Bu sonuçlar, söz konusu metabolitlerin biyolojik mücadelede etkili ve umut vadeden bir biyoakarisit potansiyeline sahip olduğunu düşündürmektedir.