Tasavvuf klasiklerinde rüya olgusu: Er-risâle, İhyâ ve Fusûs bağlamında bir inceleme

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Bu çalışma, İslam tasavvuf düşüncesinde rüya olgusunu, temel tasavvuf klasiklerinden olan Kuşeyrî’nin er-Risâle’si, Gazzâlî’nin İhyâu’ Ulûmi’d-Dîn’i ve İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’i merkeze alarak incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, rüyayı yalnızca psikolojik veya biyolojik bir zihinsel faaliyet olarak değil; insanın manevi tekâmülünde rol oynayan, ilahi işaretler barındıran derin bir bilgi kaynağı ve varlık mertebeleriyle ilişkili ontolojik bir tecrübe olarak ortaya koymaktır. Çalışmanın ilk bölümünde rüyanın mahiyeti, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet temelinde ele alınmıştır. İslâmî temel kaynaklarda rüyanın sıradan bir olgu olmadığı, ilahi iletişimin bir aracı, vahyin ve nübüvvetin bir parçası (mübeşşirât) olarak kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda sûfîler, rüyayı salt bir düşten ibaret görmemiş, keşf ve ilham ile birlikte gaybî hakikatlere ve ledünnî bilgiye ulaşmada önemli bir vasıta olarak değerlendirmişlerdir. Araştırmanın omurgasını oluşturan ikinci bölümde, klasik metinler üzerinden sâdık (doğru) ve kâzib (asılsız) rüya ayrımı incelenmiştir. Sâdık rüyalar hakikatle örtüşen ilahi mesajlar olarak görülürken, kâzib rüyaların nefsin karmaşasından ve şeytani vesveselerden kaynaklandığı belirtilmiştir. Ayrıca uyku hâli, rüyaların insan hayatına ve manevi eğitime (seyr- u sülûk) doğrudan etkisi detaylandırılmış, bilhassa istihâre pratiğinde rüyanın ilahi bir yönlendirme ve içsel bir teyit mekanizması işlevi gördüğü vurgulanmıştır. Kuşeyrî, rüyaya ahlaki ve kalbî bir perspektiften yaklaşarak, onu kişinin arınma sürecinin bir göstergesi ve içsel durumunu yansıtan manevi bir ayna olarak ele alır. Gazzâlî, konuyu bilgi teorisi çerçevesinde inceleyerek, uyku esnasında duyuların aradan çekilmesiyle Melekût (gayb) aleminden kalbe yansıyan nurlu ilhamlar şeklinde açıklar. İbnü’l-Arabî ise rüyayı ontolojik bir zemine oturtur. Ona göre rüya; mutlak hakikat ile maddi âlem arasında bir geçiş alanı olan Âlem-i Misâl’de (Hayal Alemi) ilahi tecellilerin sembolik suretlere bürünmesi şeklinde açıklar. Neticede bu tez, tasavvuf geleneğinde rüyanın; akıl ve duyuların ötesindeki ilahî hakikatlere ulaşmada dinamik bir rehber olduğunu, insanın varoluşsal bilincini dönüştürdüğünü ve bilgiyi eylemle bütünleştiren öznel bir manevi tecrübe olduğunu akademik bir zeminde literatüre kazandırmaktadır.

This study examines the phenomenon of dreams in Islamic Sufi thought, focusing on the core Sufi classics: Kuşeyrî’s er-Risâle, Gazzâlî’s Ihyâ’ ‘Ulūm al-Dīn, and Ibn Arabî’s Fusūs al-Hikam. The primary objective of the research is to present the dream not merely as a psychological or biological mental activity, but as a profound source of knowledge containing divine signs that play a role in man's spiritual evolution, and as an ontological experience related to the levels of existence. In the first part of the study, the nature of dreams is discussed on the basis of the Qur'an and the Sunnah. It has been determined that in the fundamental Islamic sources, dreams are not accepted as ordinary occurrences but as a means of divine communication and a part of revelation and prophecy (mubashshirat). Accordingly, Sufis did not view dreams as mere illusions; instead, they evaluated them—alongside kashf (unveiling) and ilham (inspiration)—as an important instrument for accessing unseen (ghayb) truths and esoteric (ladunni) knowledge. In the second part, which forms the backbone of the research, the distinction between veridical (sadiq) and false (kazib) dreams is examined through classical texts. While veridical dreams are seen as divine messages that overlap with reality, false dreams are stated to originate from the complexities of the lower self (nafs) and satanic delusions. Furthermore, the state of sleep and the direct impact of dreams on human life and spiritual training (sayr-u suluk) are detailed, emphasizing that dreams function as a mechanism for divine guidance and internal confirmation, particularly in the practice of istikhara. Kuşeyrî approaches the dream from a moral and spiritual perspective, treating it as an indicator of the individual's purification process and a spiritual mirror reflecting one's inner state. Gazzâlî examines the subject within the framework of epistemology, explaining it as luminous inspirations reflected from the Realm of Sovereignty (Malakut) to the heart when the senses are withdrawn during sleep. Ibn Arabî, on the other hand, places the dream on an ontological ground. According to him, a dream is the manifestation of divine realities in symbolic forms within the Imaginal Realm (Alam al-Mithal), which serves as a transitional zone between absolute reality and the material world. Consequently, this thesis demonstrates on an academic ground that in the Sufi tradition, the dream is a dynamic guide in reaching divine truths beyond the reach of reason and senses. It further posits that dreams are subjective spiritual experiences that transform existential consciousness and integrate knowledge with action, thereby contributing these findings to the existing literature.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Tasavvuf, Rüya, Er-Risâle, İhyâ, Fusûs, Sufism, Dream, Al-Risala, Ihya, Fusus

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Saçak, F. (2026) Tasavvuf klasiklerinde rüya olgusu: Er-risâle, İhyâ ve Fusûs bağlamında bir inceleme. [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi]. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi.

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren