Ahlak anlayışında Gazali ve Kant değerlendirmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Ahlâk, insanın var olduğu ve insan ilişkilerinin şekillendiği her toplumda, kültürde ve medeniyette din ve felsefe bağlamında vazgeçilmez bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanın gelişimi ve değişimi ahlâkî değerleri hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilerken, toplumların sürekliliği bu değerlerin korunması ve aktarılmasıyla mümkün olmaktadır. İnsan, toplumların temel yapı taşı olarak ahlâkî değerlerin oluşumunda ve yaşatılmasında belirleyici bir role sahiptir. İnsanın fıtratında bulunan fazilet ve reziletlerin davranışlara yansıması, toplumların ahlâk anlayışını ve hassasiyetlerini ortaya koymaktadır. Kültürler arasında dil, din ve yaşam biçimleri farklılık gösterse de ahlâkî değerler evrensel bir önem taşımaktadır. Gerek İslam felsefesinde gerekse Kadim İlkçağ ve Batı felsefesinde ahlâk ve ahlâkî ilkeler üzerine birçok temel eser ve özgün düşünce günümüze ulaşmıştır. Bu birikim, ahlâkın birey ve toplum hayatında sorumluluk ve davranışları yönlendiren temel bir unsur olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ahlâk, din, etik ve iyi-kötü kavramları; Doğu ve Batı düşüncesinin iki önemli temsilcisi olan Gazâlî ve Immanuel Kant’ın ahlâk anlayışları çerçevesinde ele alınmıştır. Filozofların eserlerinden hareketle ahlâk felsefesinin erdemleri ve evrensel yönü incelenmiştir. İslam düşüncesinin önemli âlimlerinden Gazâlî ile modern Batı felsefesinin kurucu isimlerinden Kant’ın ahlâk ve ahlâkî erdemlere dair yaklaşımları, insan ve toplum ilişkileri bağlamında değerlendirilmiştir. İki düşünürün farklı temellere dayanan ahlâk anlayışları ele alınırken, ahlâkın oluşumu ve birey tarafından içselleştirilmesi sürecinde ortak değerler üzerinde durulmuştur. Çalışmada filozofların görüş ayrılıklarını ortaya koymaktan ziyade, ahlâk felsefesinin ve erdemlerinin evrenselliğine vurgu yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca “din mi ahlâk içindir, ahlâk mı din içindir?” tartışmasından çok, ahlâkın insan fıtratında bulunan faziletlerle ilişkisi ön plana çıkarılmıştır. Bu tez çalışması bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Gazâlî’nin hayatı, eserleri ve ahlâk anlayışı; ikinci bölümde Kant’ın hayatı, eserleri ve ahlâkî ödev temelli yaklaşımı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise her iki filozofun ahlâk felsefeleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek sonuçlara ulaşılmıştır.
Morality is an important and indispensable phenomenon in societies, cultures and civilizations, both in the fields of religion and philosophy, wherever there are people and human relations. The development, change and existence of people affect moral values positively and negatively. The basic building block and raw material of societies, humans, reveal how important moral values are for the continuity of civilizations in terms of humans and societies. The virtues and disgraces inherent in human nature, the transformation of virtues into action, reveal the formation of moral values and the moral sensitivities of societies. Cultures may differ in terms of language, religion, race, thought and life, but moral values maintain their indispensable importance among societies. Many source works and original ideas that will form the basis of morality and moral principles have survived to the present day, both in Islamic philosophy and in the philosophy of Ancient Antiquity. With the knowledge and experience we have gained from these ideas and works, we see that morality is the responsibilities and behaviors that affect individuals and societies. In this study, the concepts of morality, religion, ethics, good-bad, etc. have been tried to be addressed by synthesizing the ideas of two important thinkers representing the East and the West. The virtues and universality of moral philosophy have been touched upon based on the works left behind by the aforementioned thinkers and philosophers in their thinking adventures. In our study, where we included the thoughts of Islamic scholar and polymath Ghazali and German philosopher Immanuel Kant on morality and moral virtues, evaluations were made on the effects of morality on human and social relations and the virtues that constitute these effects. In the common ground of two different perspectives, moral attitudes and behaviors on the formation and internalization of morality were discussed. In this study, the universality of moral philosophy and virtues was touched upon, not the unity or difference of ideas of our philosophers. The fact that morality is an indispensable element in philosophy is hoped to emphasize the virtues found in human nature or essence in this study rather than seeking an answer to the question “is religion for morality or is morality for religion?” that we encounter in many different studies. It is also to take its place in academic media by attracting the attention of those interested in moral philosophy to some extent.












