Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.


 

Güncel Gönderiler

Öğe
Fotovoltaik arıza tespiti için doğrusal ve doğrusal olmayan PCA, LDA ve ICA yöntemlerinin karşılaştırmalı değerlendirmesi
(Bilsel yayıncılık, 2025) Karaca, Gökhan; Turhal, Ümit Çiğdem; Önal, Yasemin
Fotovoltaik (FV) sistemlerdeki arızaların doğru tespiti, operasyonel güvenilirliği artırmak, enerji verimini en üst düzeye çıkarmak ve bakım maliyetlerini en aza indirmek için esastır. Bu çalışma, akıllı FV arıza sınıflandırması için ön işleme yöntemleri olarak hem doğrusal hem de doğrusal olmayan boyut azaltma tekniklerini (Temel Bileşen Analizi (PCA), Doğrusal Ayırımcı Analiz (LDA), Bağımsız Bileşen Analizi (ICA), Çekirdek PCA (KPCA), Çekirdek LDA (KLDA) ve Çekirdek ICA) değerlendiren birleşik bir karşılaştırmalı çerçeve sunmaktadır. Bu teknikler, FV elektrik sinyallerinin tamamlayıcı istatistiksel özelliklerini yakalar: doğrusal PCA küresel varyansı modeller, LDA denetimli sınıf ayrılabilirliğini optimize eder ve ICA gizli arıza örüntülerine karşılık gelebilecek istatistiksel olarak bağımsız modları çıkarır. Doğrusal olmayan çekirdek karşılıkları, bu yetenekleri gerçek FV çalışma koşullarında karşılaşılan karmaşık, doğrusal olmayan şekilde ayrılabilir özellik yapılarına genişletir. Ön işlemeden sonra, her yöntemin aynı deneysel ayarlar altında ayırt edici etkinliğini değerlendirmek üzere bir Destek Vektör Makinesi (SVM) sınıflandırıcısı eğitilmiştir. Normal davranış, kısmi gölgelenme, bozulma ve elektriksel arızalar içeren gerçek operasyonel veri kümeleri, tüm yaklaşımların kıyaslanması için kullanılmıştır. Performans; doğruluk, F1 puanı, karışıklık matrisleri ve hesaplama karmaşıklığı ölçütleri kullanılarak karşılaştırılmıştır. Ön sonuçlar, PCA’nın sürekli olarak en yüksek genel doğruluk ve kararlılığı sağladığını, KLDA’nın ise kıvrımlar arasında düşük varyansla güçlü bir denetimli sınıf ayrımı sunduğunu göstermektedir. KPCA, verilerdeki doğrusal olmayan yapıları yakalayarak rekabetçi bir performans sergilemekte, ancak biraz daha fazla değişkenliğe sahip olmaktadır. Buna karşın, ICA ve Kernel-ICA sınırlı bir ayrım yeteneği ve gürültüye karşı yüksek hassasiyet göstermekte, bu da onları PV arıza sınıflandırması için daha az uygun hâle getirmektedir. Genel olarak, bulgular her bir ön işleme yönteminin göreceli güçlü yönlerini açıkça ortaya koymakta ve yeni nesil PV izleme ve arıza teşhis sistemlerinde etkili boyut azaltma yöntemlerinin seçilmesi için pratik rehberlik sağlamaktadır.
Öğe
Ahşap ve mobilya sektöründe iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında yaşanan aksaklıklar
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Akıncı, Emel; Şentürk, Acar Merve
Çalışmanın amacı, mobilya üretim süreçlerinde ortaya çıkan iş sağlığı ve güvenliği tehlikelerini belirlemek, üretim aşamalarına göre risk düzeylerini incelemek ve Hata Türleri ve Etki Analizi yöntemiyle öncelikli iyileştirme alanlarını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında Bilecik Küçük Sanayi Sitesinde faaliyet gösteren Eroğlu Mobilya işletmesinin üretim süreci esas alınmıştır. İşletmede hammadde kabulü, ölçülendirme, kesim, delme, zımparalama, montaj, boya ve vernik uygulamaları, kurutma, depolama ve sevkiyat aşamaları ayrı başlıklar altında değerlendirilmiştir. Üretim akışının her noktasında saha gözlemleri temel alınmış, çalışanların görevleri, kullanılan makineler, malzeme hareketleri, kimyasal ürünler, depolama düzeni, temizlik uygulamaları ve acil durum koşulları birlikte incelenmiştir. Her aşamada çalışanların karşılaşabileceği makine kaynaklı yaralanmalar, ahşap tozu maruziyeti, kimyasal buharlar, yangın tehlikesi, elektrik kaynaklı riskler, ergonomik zorlanmalar, gürültü, düzensiz istifleme ve kayma düşme tehlikeleri belirlenmiştir. FMEA uygulamasında olasılık, şiddet ve tespit edilebilirlik ölçütleri kullanılmış, her tehlike için risk öncelik sayısı hesaplanmıştır. Puanlama süreci üretim alanındaki gerçek çalışma koşullarına göre yapılmış, risklerin çalışan sağlığı ve üretim sürekliliği üzerindeki etkisi birlikte ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlar, en yüksek risklerin kesici ve delici makineler, zımparalama sırasında oluşan ince ahşap tozu, boya ve vernik işlemlerinde kullanılan yanıcı kimyasallar, uygunsuz elektrik tesisatı, yetersiz havalandırma ve düzensiz depolama alanlarında yoğunlaştığını göstermektedir. Değerlendirme sonucunda makine koruyucularının kullanılması, yerel emiş sistemlerinin etkinleştirilmesi, kimyasal depolama düzeninin kurulması, kişisel koruyucu donanım kullanımının izlenmesi, acil durum yollarının açık tutulması, yangın söndürücülerin görünür ve erişilebilir noktalara yerleştirilmesi, bakım kayıtlarının düzenli tutulması ve çalışan eğitimlerinin sahadaki gerçek tehlikelerle ilişkilendirilmesi önerilmiştir. Önerilen iyileştirmeler teknik düzenleme, idari kontrol ve davranışsal güvenlik boyutlarını kapsayan bütüncül bir yapı sunmaktadır. Araştırma, küçük ölçekli mobilya işletmelerinde iş güvenliği uygulamalarının yazılı prosedürlerle desteklenmesi, denetimlerin düzenli yapılması ve ramak kala kayıtlarının değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Öğe
İş sağlığı ve güvenliği kültürünün psikolojik temelleri: Kuramsal bir inceleme
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Akkar Yılmaz, Fatma Tuğçe; Düger, Yunus
İş sağlığı ve güvenliği kültürü, çalışma yaşamında meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılmasına yönelik geliştirilen en önemli örgütsel yaklaşımlar arasında yer almaktadır. Çalışma ortamlarında güvenli davranışların yaygınlaşması, çalışanların risk algısı, güvenlik tutumları ve örgütsel uygulamalar arasındaki etkileşim ile şekillenmektedir. İşletmelerde güvenli çalışma ortamının oluşturulması, güvenlik kültürünün geliştirilmesi ve çalışanların güvenli davranış alışkanlıkları kazanması ile mümkün hale gelmektedir. Hazırlanan araştırmanın temel amacı, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün kavramsal yapısını incelemek, güvenlik kültürünü etkileyen psikolojik faktörleri değerlendirmek ve işyerlerinde güvenlik kültürünün geliştirilmesine yönelik uygulamaları ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında iş sağlığı ve güvenliği kültürünün teorik temelleri, çalışan davranışları ile ilişkisi ve güvenlik yönetimi uygulamalarının rolü kapsamlı biçimde ele alınmıştır. Araştırma yöntemi literatür incelemesine dayanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği, güvenlik kültürü, güvenlik iklimi, çalışan davranışları ve örgütsel güvenlik uygulamaları ile ilgili ulusal ve uluslararası akademik çalışmalar incelenmiş ve elde edilen bulgular sistematik biçimde değerlendirilmiştir. Literatür taraması sonucunda güvenlik kültürünün oluşumunda liderlik yaklaşımı, eğitim faaliyetleri, çalışan katılımı, risk algısı ve güvenlik motivasyonu gibi faktörlerin belirleyici olduğu görülmüştür. Güvenli davranışların gelişmesinde örgütsel yönetim anlayışı ve çalışanların güvenlik konusundaki farkındalık düzeyi önemli rol oynamaktadır. Araştırma sonuçları, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün güçlü olduğu işyerlerinde çalışanların güvenli davranış geliştirme eğiliminin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Yönetim desteği, eğitim faaliyetleri ve çalışan katılımının güvenlik kültürünün gelişmesinde temel belirleyiciler arasında yer aldığı belirlenmiştir. Güvenlik kültürünün sürdürülebilir olması için işletmelerde sürekli eğitim faaliyetleri, risk değerlendirme çalışmaları ve çalışan katılımını destekleyen yönetim uygulamalarının yürütülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının geliştirilmesi ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması açısından önemli katkılar sunmaktadır.
Öğe
Bilecik Anaokulu’nun iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Uzunbel Şahin, Yasemin; Altınsoy, Zeynep Deniz
Araştırma, Bilecik Anaokulu’nun iş sağlığı ve güvenliği risk alanlarının okul öncesi eğitim ortamı bağlamında değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Okul öncesi kurumları, çocukların gelişimsel özellikleri, yoğun hareketlilikleri, oyun temelli öğrenme süreçleri ve yetişkin gözetimine duydukları ihtiyaç nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği açısından özel bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında anaokulunun sınıf, koridor, vestiyer, lavabo, bahçe, oyun alanı, depo, yemekhane, giriş-çıkış ve acil durum düzeni gibi farklı kullanım alanları risk analizi mantığıyla ele alınmaktadır. Çalışmada tehlike avcılığı yaklaşımından yararlanılarak fiziksel mekâna, donanıma, çocuk hareketlerine, personel sorumluluklarına ve güvenlik kültürüne ilişkin bulgular değerlendirilmiştir. Görseller üzerinden yapılan incelemeler, sınıf içi masa ve sandalye yerleşimi, dolap sabitlemeleri, pencere çevresi, elektrik noktaları, pano düzeni, koridor geçiş hattı ve ortak kullanım alanlarının güvenlik düzeyini görünür hale getirmektedir. Araştırma sonuçları, Bilecik Anaokulunda güvenli eğitim ortamının sağlanması için fiziksel düzenlemelerin, periyodik bakım süreçlerinin, risk kontrol listelerinin, öğretmen gözetiminin ve personel farkındalığının birlikte yürütülmesi gerektiğini göstermektedir. Sınıf içi alanlarda çarpma, takılma, düşme, küçük parçaları yutma ve elektrik temas riski öne çıkarken, koridor ve vestiyer alanlarında geçiş hattının açık tutulması kritik görünmektedir. Bahçe ve oyun alanlarında zemin bütünlüğü, ekipman bakımı ve gözetimli kullanım güvenlik açısından belirleyici nitelik taşımaktadır. Araştırma, okul öncesi kurumlarında iş sağlığı ve güvenliğinin evrak düzeyinde kalan bir zorunluluk olmaktan çıkarılarak günlük eğitim akışına yerleşmiş bir yönetim anlayışı haline getirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın önerileri, risklerin erken fark edilmesi, çocuk ölçeğine uygun fiziksel düzenleme yapılması, acil durum hazırlığının güçlendirilmesi ve okul paydaşları arasında ortak güvenlik bilinci geliştirilmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Öğe
Mobilya satış tahmini için tekrarlayan sinir ağları ve topluluk öğrenmesini birleştiren hibrit bir zaman serisi tahmin modeli
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Şahin, Onur; Çubukçu, Burakhan
Mobilya sektöründe talep tahmini, stok yönetimi, üretim planlaması ve tedarik zinciri optimizasyonu açısından kritik bir öneme sahiptir. Perakende satış verilerinin yüksek değişkenliği, mevsimsel dalgalanmalar ve düzensiz sipariş örüntüleri, geleneksel istatistiksel yöntemlerin yetersiz kalmasına neden olmaktadır. Son yıllarda derin öğrenme tabanlı yaklaşımlar bu alanda umut verici sonuçlar sunmuş olsa da tek başına kullanılan modellerin karmaşık zamansal bağımlılıkları yeterince yakalayamadığı görülmektedir. Bu çalışmada, modüler bir çoklu yama yapısı içinde tekrarlayan sinir ağlarını ve topluluk öğrenme algoritmalarını birleştirerek tek adımlı (one-step-ahead) zaman serisi tahmininin doğruluğunu ve kararlılığını artırmak amacıyla MP-LRNet adlı bir derin öğrenme modeli önerilmektedir. Model, farklı zaman aralıklarındaki zamansal desenleri öğrenmek ve sıralı verilerdeki hem kısa hem de uzun dönem bağımlılıkları yakalamak için tasarlanmıştır. MP-LRNet’in performansını değerlendirmek için gerçek bir mobilya satış veri seti kullanılarak deneyler yapılmıştır. Önerilen model, on bağımsız çalışmada ortalama 0,9918 R² üretmiş; en iyi yinelemede 0,9927 R² değerine ulaşmıştır. Çoklu yama yapısı zamansal temsili geliştirirken, önerilen MP-LRNet yapılandırması (LSTM + Random Forest + (7,14) yama), bu veri seti ve deney protokolü altında dengeli sonuçlar üretmiştir. Bulgular, MP-LRNet’in mobilya satış tahmini bağlamında bu veri seti üzerinde umut verici bir performans gösterdiğine işaret etmektedir. Modelin genellenebilirliği, UCI Household Electric Power Consumption halka açık veri seti üzerinde doğrulanmış ve aynı performans sıralamasının farklı bir alanda da korunduğu gösterilmiştir. Gelecek çalışmalarda önerilen model trafik ve çevresel zaman serileri gibi farklı alanlara uygulanarak modelin başarımının genelliğinin artırılması hedeflenmektedir.