Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.
DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.

Güncel Gönderiler
KUŞEYRÎ’NİN ER-RİSÂLE ESERİNDE KERAMET VE İRŞAD VASITASI OLARAK RÜYA
(IKSAD Publishing House, 2026) Saçak, Ferhat; İnce, Eyüp
İnsanlık tarihi boyunca merak konusu olan rüya, tasavvuf düşüncesinde salt psikolojik veya fizyolojik
bir uyuşukluk hali olmaktan ziyade, insanın içsel dünyasını yansıtan ontolojik bir iletişim aracıdır. Bu
bildiri, tasavvuf literatürünün temel eserlerinden olan Abdulkerîm el-Kuşeyrî’nin (öl. 465/1072) er
Risâle’si ekseninde rüya olgusunu keramet ve irşad vasıtası olarak incelemektedir. Araştırma yöntemi
olarak bu çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş olup; verilerin toplanması ve
değerlendirilmesinde literatür taraması, metin tahlili (çözümleme) ve tümevarım teknikleri
kullanılmıştır. Sadece er-Risâle ekseninde rüyanın mahiyeti, sâdık ve kâzib kısımları, rüya tabiri ve
rüyanın pratik hayata tesiri analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda edinilen bulgular, Kuşeyrî'nin rüyayı,
kalpte yaratılan manaların hayal gücüne yansıması ve ilahî bir lütuf olan keramet olarak
konumlandırdığı tespit edilmiştir. O, rüyanın doğruluk derecesini sâlikin ahlaki arınmışlığı ve kalbî
safiyeti ile doğrudan ilişkilendirir. Sûfî terbiyesinin merkezinde yer alan murakabe ve muhasebe
pratikleri neticesinde görülen sâdık rüyalar, kişinin uyanıkken gösterdiği sadakatin uykudaki aynası
hükmündedir. Öte yandan kâzib rüyalar bütünüyle değersiz görülmemiş; nefsin zafiyetlerini ve iç
dünyadaki karmaşayı gösteren pedagojik bir uyarıcı olarak değerlendirilmiştir. Kuşeyrî’nin kendi
oğlunun hastalığında Hz. Peygamber’den rüyada aldığı tavsiyeyle amel edip çocuğunun şifa bulması
örneğinde görüldüğü üzere, rüyalar sûfînin gündelik hayatına yön veren, onu yanlışlarından döndüren
dinamik bir irşad vasıtasıdır. Ayrıca rüya tabirinin zihinsel bir ilimden ziyade, kalbi safiyete ulaşmış
kimselere has manevi bir sezgi olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak Kuşeyrî’nin düşünce sisteminde rüya;
kalbi masivadan arınmış kimselere bahşedilen ilahî bir keramet, nefsin yönelimlerini teşhis eden bir
ayna ve hakikate ulaştıran pratik bir rehberdir.
Tasavvuf klasiklerinde rüya olgusu: Er-risâle, İhyâ ve Fusûs bağlamında bir inceleme
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Saçak, Ferhat; İnce, Eyüp
Bu çalışma, İslam tasavvuf düşüncesinde rüya olgusunu, temel tasavvuf klasiklerinden olan Kuşeyrî’nin er-Risâle’si, Gazzâlî’nin İhyâu’ Ulûmi’d-Dîn’i ve İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’i merkeze alarak incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, rüyayı yalnızca psikolojik veya biyolojik bir zihinsel faaliyet olarak değil; insanın manevi tekâmülünde rol oynayan, ilahi işaretler barındıran derin bir bilgi kaynağı ve varlık mertebeleriyle ilişkili ontolojik bir tecrübe olarak ortaya koymaktır. Çalışmanın ilk bölümünde rüyanın mahiyeti, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet temelinde ele alınmıştır. İslâmî temel kaynaklarda rüyanın sıradan bir olgu olmadığı, ilahi iletişimin bir aracı, vahyin ve nübüvvetin bir parçası (mübeşşirât) olarak kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda sûfîler, rüyayı salt bir düşten ibaret görmemiş, keşf ve ilham ile birlikte gaybî hakikatlere ve ledünnî bilgiye ulaşmada önemli bir vasıta olarak değerlendirmişlerdir.
Araştırmanın omurgasını oluşturan ikinci bölümde, klasik metinler üzerinden sâdık (doğru) ve kâzib (asılsız) rüya ayrımı incelenmiştir. Sâdık rüyalar hakikatle örtüşen ilahi mesajlar olarak görülürken, kâzib rüyaların nefsin karmaşasından ve şeytani vesveselerden kaynaklandığı belirtilmiştir. Ayrıca uyku hâli, rüyaların insan hayatına ve manevi eğitime (seyr- u sülûk) doğrudan etkisi detaylandırılmış, bilhassa istihâre pratiğinde rüyanın ilahi bir yönlendirme ve içsel bir teyit mekanizması işlevi gördüğü vurgulanmıştır. Kuşeyrî, rüyaya ahlaki ve kalbî bir perspektiften yaklaşarak, onu kişinin arınma sürecinin bir göstergesi ve içsel durumunu yansıtan manevi bir ayna olarak ele alır. Gazzâlî, konuyu bilgi teorisi çerçevesinde inceleyerek, uyku esnasında duyuların aradan çekilmesiyle Melekût (gayb) aleminden kalbe yansıyan nurlu ilhamlar şeklinde açıklar. İbnü’l-Arabî ise rüyayı ontolojik bir zemine oturtur. Ona göre rüya; mutlak hakikat ile maddi âlem arasında bir geçiş alanı olan Âlem-i Misâl’de (Hayal Alemi) ilahi tecellilerin sembolik suretlere bürünmesi şeklinde açıklar.
Neticede bu tez, tasavvuf geleneğinde rüyanın; akıl ve duyuların ötesindeki ilahî hakikatlere ulaşmada dinamik bir rehber olduğunu, insanın varoluşsal bilincini dönüştürdüğünü ve bilgiyi eylemle bütünleştiren öznel bir manevi tecrübe olduğunu akademik bir zeminde literatüre kazandırmaktadır.
Tamamlayıcı Beslenme ve Tamamlayıcı Beslenmeye Yönelik Eğitimlerin İçerikleri
(Platanus Publishing, 2025) Köse, Yeliz; Mumcu, Tuba
Tamamlayıcı beslenme, bebeklerin yaşamın ilk iki yılında büyüme, gelişme ve sağlığının desteklenmesinde kritik bir role sahiptir. Bu bölümde, annelerin tamamlayıcı besine geçiş sürecindeki bilgi ve beceri düzeyleri, karşılaştıkları güçlükler ile bu alanda uygulanan eğitim müdahaleleri ve eğitim içerikleri literatür doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bulgular, annelerin bilgi eksiklikleri ve çeşitli bireysel ve çevresel etmenler nedeniyle tamamlayıcı beslenme sürecinde güçlük yaşayabildiğini; sağlık profesyonelleri tarafından sunulan eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin doğru beslenme uygulamalarını desteklediğini göstermektedir. Ayrıca, tamamlayıcı beslenmeye yönelik eğitim programlarında içerik ve uygulama bakımından standart bir yaklaşımın bulunmadığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda, gebelik döneminden başlayarak doğum sonrası süreci kapsayan, kanıta dayalı ve standardize edilmiş eğitim programlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması önerilmektedir.
Okul öncesi dönemde 3-6 yaş arası çocuklarda aileden kaynaklanan beslenme bozukluklarının incelenmesi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Köse, Yeliz; Mumcu, Tuba
Bu araştırmada, Bilecik il merkezinde yaşayan 3-6 yaş arası okul öncesi dönem çocuklarında
aileden kaynaklanan beslenme bozukluklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Erken çocukluk
dönemi, beslenme alışkanlıklarının kalıcı biçimde şekillendiği ve yaşam boyu sağlık
davranışlarının temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresi olarak kabul edilmektedir. Bu
bağlamda çalışmada, ebeveyn beslenme tutumları ile çocukların beslenme davranışları arasındaki
ilişkinin çok boyutlu olarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir.
Araştırma nicel araştırma yöntemine dayalı ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Bilecik il
merkezinde ikamet eden, 3-6 yaş aralığında çocuğa sahip olan ve aile sağlığı merkezlerine
başvuran toplam 351 ebeveyn, araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Veri toplama
sürecinde sosyodemografik bilgi formu ile Ebeveyn Beslenme Tutum Ölçeği (ETOP) ve Çocuk
Beslenme Davranışı Ölçeği (CTOP) kullanılmıştır. Verilerin analizinde normallik testleri,
Spearman korelasyon analizi, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri ile karşılaştırmalar
gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ölçeklerin yapısal geçerliliğini incelemek amacıyla açımlayıcı faktör
analizi uygulanmıştır.
Elde edilen bulgular, ebeveyn beslenme tutumları ile çocuk beslenme davranışları arasında
anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Ebeveynlerin eğitim düzeyi,
meslek durumu ve gelir düzeyi gibi sosyodemografik değişkenlerin, çocuk beslenme davranış
puanları üzerinde belirli düzeylerde farklılaşma oluşturduğu tespit edilmiştir. Faktör analizi
sonuçları, çocuk beslenme davranışının çok boyutlu bir yapı sergilediğini ve aile temelli
değişkenlerle anlamlı biçimde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.
Sonuç olarak araştırma, okul öncesi dönemde görülen beslenme bozukluklarının yalnızca bireysel
tercihlerle açıklanamayacağını; aile ortamı, ebeveyn tutumu ve sosyoekonomik koşulların
belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Bu bulgular doğrultusunda, aile temelli beslenme eğitim
programlarının geliştirilmesi ve okul-aile iş birliğine dayalı müdahale modellerinin
yaygınlaştırılması önerilmektedir.
Kitlesel Yaralanma Olaylarında Triyaj Yönetimi: İlk Değerlendirme Hataları ve Risk Faktörleri
(Türkiye Acil Tıp Derneği, 2026) Tel, Rukiye; Ergün, Osman Furkan; Yarbay, Rahmiye Zerrin
Afet ve acil durumlarda karşılaşılan kitlesel yaralanma olayları, sağlık sisteminde kaynakların etkin kullanımını ve hızlı triyaj kararlarını gerektirir. Ancak ilk değerlendirmede stabil görünen bazı hastalar gizli kanama, gecikmiş metabolik bozukluklar ve travmanın sistemik etkileri nedeniyle kısa sürede kötüleşebilmektedir. Yoğun hasta yükü, zaman baskısı ve stres gibi faktörler sağlık çalışanlarının karar süreçlerini etkileyerek değerlendirme hatalarına yol açabilmektedir. Bu durum kitlesel yaralanma olaylarında yaralıların doğru önceliklendirilmesini zorlaştırabilir. Bu çalışmada kitlesel yaralanma olaylarında triyaj yönetimi sırasında ortaya çıkabilecek değerlendirme hataları ve bunlara bağlı risk faktörleri literatür ışığında incelenmiştir.




















