Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Bilecik, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.
DSpace@Bilecik, üyelik gerektirmeyen herkese açık bir sistemdir. Üyelik ve veri girişi sadece BŞEÜ mensuplarına (Öğrenci, idari ve akademik personel) özeldir.

Güncel Gönderiler
Metalik yarı-Riemann yapılar ile hemen hemen parakontak metrik yapılar arasındaki ilişki
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Karababa, Yasemin; Solgun, Mehmet
Bu tezde, hemen hemen parakontak metrik yapılar ile metalik yarı-Riemann yapılar arasındaki
ilişki incelenmiştir. Öncelikle hemen hemen parakontak metrik manifoldların temel özellikleri
ele alınmış; bu yapıların özel sınıfları olan para-Kenmotsu ve para-Sasakian manifoldlara ilişkin
temel bağıntılar, eğrilik özellikleri ve açıklayıcı örnekler verilmiştir. Ardından metalik Riemann
ve metalik yarı-Riemann yapılar tanıtılarak bu yapıların integrallenebilirlik, paralellik ve eğrilik
özellikleri incelenmiştir.
Çalışmanın temel kısmında, bir hemen hemen parakontak metrik yapıdan hareketle 𝜑-ilişkili bir
metalik yapı tanımlanmış ve bu yapının metalik yapı polinomunu sağladığı gösterilmiştir. Ayrıca
sözkonusumetalikyapıylauyumlu biryarı-Riemannmetriği oluşturularakbumetriğin başlangıç
metriğiyle ilişkisi belirlenmiştir. Elde edilen yapının geometrik özellikleri, karakteristik vektör
alanının paralel olduğu durum ile başlangıç yapısının para-Kenmotsu olduğu ve para-Sasakian
olduğu durumlarda ayrı ayrı incelenmiştir.
Karakteristik vektör alanının paralel olması durumunda başlangıç metriği ile elde edilen met
riğin Levi-Civita bağlantılarının çakıştığı ve metalik yapının yerel olarak metalik yapı olduğu
belirlenmiştir. Para-Kenmotsu durumundaeldeedilenmetalikyapınınNijenhuistensörününsıfır
olduğu ve dolayısıyla yapının integrallenebilir olduğu gösterilmiştir. Para-Sasakian durumunda
ise elde edilen metalik yapının genel olarak integrallenebilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bunun yanı sıra, her iki özel sınıf için Levi-Civita bağlantıları ve Riemann eğrilik tensörleri
arasındaki ilişkiler açık biçimde elde edilmiş ve sonuçlar örneklerle desteklenmiştir.
Bu sonuçlar, hemen hemen parakontak metrik yapılardan metalik yarı-Riemann yapıların üreti
lebildiğini ve başlangıç yapısının geometrik sınıfının elde edilen metalik yapının integrallene
bilirlik, bağlantı ve eğrilik özelliklerini doğrudan etkilediğini göstermektedir.
Almanya’da millî-muhafazakârlığın yükselişi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Çolak, Nurten; Altınörs, Görkem
Bu çalışma, küresel krizlerin (2008 Finans Krizi, 2015 Göç Krizi, COVID-19 pandemisi ve 2022 enerji krizi) Almanya’da Alternative für Deutschland (AfD) partisinin yükselişe geçmesinin etkilerini incelemektedir. Pandemi sonrası ekonomik durgunluk ve enerji sorunları, partinin popülist söylemlerini güçlendirmiştir. AfD yalnızca “sağ popülist” bir parti olarak değil; millî‑muhafazakâr ideoloji ve Yeni Sağ akımıyla bağlantılı, toplumsal dönüşüm hedefleyen bir “proje partisi” olarak değerlendirilmektedir.
Kuramsal çerçeve, Altınörs ve Chryssogelos’un (2024) geliştirdiği millî- muhafazakârlık yaklaşımına dayanmaktadır. Bu ideoloji, neoliberal krizlere karşı devlet müdahalesini, ulusal egemenliği ve geleneksel değerleri öne çıkarır. Ayrıca Messner ve Rosenfeld’in Kurumsal Anomi Teorisi ile Rathgeb’in Refah Şovenizmi kavramı, ekonomik krizlerin toplumsal normları zayıflatıp güvensizlik ve göçmen karşıtlığını arttıran etkilerini açıklamaktadır.
AfD’nin söylemleri tarihsel olarak Westfalya Barışı, Bismarck’ın politikaları, Weimar’daki Muhafazakâr Devrim ve Militan Demokrasi geleneğiyle ilişkilendirilmiştir. 1990 sonrası Doğu Almanya’daki sanayi kaybı ve Agenda 2010 reformlarının yarattığı güvencesizlik, partinin “Önce Almanlar” yaklaşımını beslemiştir.
Günümüzde AfD, aileyi ve geleneksel değerleri yücelten, toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı çıkan ve “tersine göç” çağrısı yapan söylemleriyle öne çıkmakta; dijital platformlar aracılığıyla sınıfsal öfkeyi elitlere ve göçmenlere yönlendirmektedir.
Dış politikada ise AfD, liberal dünya düzenine karşı revizyonist bir tutum sergilemekte; Avrupa Parlamentosu’nda Egemen Uluslar Avrupası (ESN) grubunu kurarak NATO’ya şüpheyle yaklaşmakta, Rusya ile ideolojik yakınlaşma arayışına girmekte ve Çin ile çok kutuplu bir düzen hedeflemektedir.
Sonuç olarak tez, AfD’nin yükselişini ekonomik milliyetçilik, kültürel muhafazakârlık ve revizyonist dış politika bağlamında ele alarak, Almanya’daki gelişmelerin Avrupa’daki popülist akımların anlaşılmasına teorik ve gözlemsel katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır.
Glioblastoma’da eksozoma yüklü sn-38 ve etopozid ilaçlarının tedavi edici etkilerinin eksozom kaynaklı mirna’lar üzerindeki ifadesinin araştırılması
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) NİĞDE, Esmanur; GURBANOV, Rafig; TAGHIZADEHGHALEHJOUGHI, Ali
Glioblastoma (GBM), yüksek proliferatif kapasitesi, invaziv karakteri ve yapısal heterojenitesiyle santral sinir sisteminin en agresif malign tümörüdür. Cerrahi rezeksiyon, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan standart tedaviye rağmen, yüksek nüks oranları ve düşük sağkalım süreleri mevcut yaklaşımların sınırlı etkinliğini ortaya koymaktadır. Bu sınırlılığın temelinde, kan-beyin bariyerinin (KBB) ilaç geçirgenliğini kısıtlaması ve tümör hücrelerinde gelişen direnç mekanizmaları yer almaktadır. Dolayısıyla etkili sitotoksik ajanların KBB'yi aşabilecek taşıyıcı sistemlerle hedefe ulaştırılması kritik bir gereksinimdir. Topoizomeraz I inhibitörü SN-38 ve Topoizomeraz II inhibitörü etopozid, güçlü antikanser etkiye sahip olmakla birlikte klinik uygulanabilirlikleri uygun taşıyıcı sistemlere bağlıdır. Eksozomlar, yüksek biyouyumlulukları, immün sistemden kaçabilme kapasiteleri ve KBB'yi doğal yollarla geçebilme özellikleriyle umut vadeden nano taşıyıcılar olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca köken aldıkları hücrelere özgü mikroRNA içerikleriyle tümör mikroçevresinin aktif düzenleyicisi olarak işlev görürler; eksozomal miRNA'lar hücre döngüsü, apoptoz, inflamasyon ve ilaç direncindeki rolleri nedeniyle önemli biyobelirteç adaylarıdır. Bu tez kapsamında, T-98 ve U373 GBM hücre hatlarından izole edilen eksozomlara SN-38 ve Etopozid yüklenmiş; elde edilen yapıların miRNA profili (miR-142-3p, miR-150-5p, miR-21), hücre canlılığı (MTT, LDH), oksidatif hasar (MDA, KAT), inflamatuar yanıt (IL-1β, IL-6, IL-10) ve apoptotik belirteç ekspresyonu (p53, p21, BAX, Bcl-2, Bcl-xL, Kaspaz-3/9) değerlendirilmiştir. Tüm tedavi gruplarında apoptotik etkinlik kontrole göre artmış; en belirgin artış Exo+SN-38+Etopozit (25 μg/mL) grubunda gözlenmiştir. Aynı grupta pro-apoptotik miRNA düzeyleri en yüksek, onkojenik miR-21 düzeyi ise en düşük düzeyde saptanmıştır. Sonuç olarak, bu kombine yükleme stratejisi GBM hücrelerinde canlılığı azaltmış, oksidatif hasarı ve apoptozu artırmış, onkojenik eksozomal miRNA etkisini baskılamıştır. Bulgular, benzer mekanizmalı ajanların otolog eksozomlara yüklenmesinin GBM tedavisinde umut vadeden bir yaklaşım olabileceğini göstermektedir.
Kapalı Alanlarda Çevresel İzleme için Uçtan Uca IoT Tabanlı Veri Toplama ve Kayıt Sistemi Tasarımı
(Duvar Yayınları, 2026) Turhan, Mustafa; Üçgün, Hakan
Son yıllarda IoT ve düşük güç tüketimli gömülü sistemlerdeki gelişmeler, kapalı alanlarda çevresel parametrelerin sürekli ve güvenilir biçimde izlenmesini hem akıllı bina uygulamaları hem de endüstriyel otomasyon açısından önemli bir gereksinim haline getirmiştir. Bu doğrultuda çalışma kapsamında, iç ortam verilerini yüksek doğruluk ve süreklilikle toplayabilen, konumlandırma ve haberleşme katmanlarında yedeklilik prensibiyle tasarlanmış uçtan uca bir Nesnelerin İnterneti (IoT) tabanlı veri toplama ve kayıt sistemi geliştirilmiştir. Sistemin merkezinde Raspberry Pi Pico W kontrol kartı yer almakta; hava kalitesi ölçümleri için SGP30, sıcaklık ve nem için BME280, ortam ışık şiddeti için ise BH1750 sensörleri kullanılmaktadır. Bu yapı, iç ortam konfor parametrelerinin bütüncül biçimde izlenmesine olanak sağlamaktadır. Önerilen mimaride konum bilgisi, NEO-6M GNSS modülünden elde edilen veriler ile SIM800L üzerinden sağlanan Hücre Kimliği (Cell-ID) bilgilerinin birlikte değerlendirilmesiyle üretilmektedir. Bu hibrit yaklaşım, özellikle kapalı alanlarda Küresel Navigasyon Uydu Sistemi (GNSS) sinyalinin zayıfladığı durumlarda sistemin konumsal sürekliliğini korumaktadır. Veri iletiminde ise Wi-Fi ve Paket Anahtarlı Radyo Servisi (GPRS) altyapıları çift kanal prensibiyle yapılandırılarak bağlantı güvenilirliği artırılmıştır. Sensör verileri 30 saniyelik periyotlarla kaydedilmekte, eş zamanlı olarak Organik Işık Yayan Diyot (OLED) ekran üzerinden görüntülenmekte ve uzak sunucuya aktarılmaktadır. Ayrıca sıcaklık ve nem ölçümlerinin gaz sensörünün nem telafisi algoritmasında referans değişken olarak kullanılması, ölçüm sonuçlarının daha kararlı ve tekrarlanabilir olmasını sağlamaktadır. Sistem, ürettiği zaman damgalı ve konum etiketli veriler sayesinde gelecekteki makine öğrenmesi ve veri analitiği uygulamaları için ölçeklenebilir bir altyapı sunmaktadır.
Kaynak kısıtlı gömülü sistemler için yapay zeka destekli iç ortam hava kalitesi analizi ve güvenli yazılım güncelleme mimarisi
(Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Turhan, Mustafa; Üçgün, Hakan
Bu çalışmada, kapalı alan hava kalitesinin (IAQ) çok boyutlu öznitelik uzayında anlık olarak izlenmesi ve analiz edilmesi ile kaynak kısıtlı gömülü sistemlerin kablosuz ağ üzerinden (OTA) güvenli, parçalı ve hata toleranslı biçimde güncellenebilmesi amacıyla Edge AI destekli bir sistem mimarisi geliştirilmiştir. Geleneksel iç ortam hava kalitesi izleme yaklaşımlarında kullanılan statik eşik tabanlı değerlendirmelerin ve ham verilerin işlenmesinde bulut bağlantısına
duyulan bağımlılığın; ağ bağlantısının kesilmesi, iletişim maliyetleri ve verilerin uzak sunuculara aktarılması gibi çeşitli kısıtlar oluşturabildiği değerlendirilmektedir. Benzer şekilde, kaynakları sınırlı mikrodenetleyicilerde monolitik firmware güncellemeleri, güncelleme paketinin cihaz belleğinde geçici olarak tutulmasını gerektirebildiğinden bellek kullanımı ve güncelleme sırasında oluşabilecek bağlantı veya güç kesintileri açısından ek riskler oluşturabilmektedir.
Çalışma kapsamında SVM, Rastgele Orman (RF), Çok Katmanlı Algılayıcı (MLP), 1D-CNN, LSTM ve GRU tabanlı makine öğrenmesi ve derin öğrenme modelleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Modellerin performansları doğruluk, F1-skoru, bellek kullanımı ve çıkarım gecikmesi gibi ölçütler üzerinden incelenmiş ve Raspberry Pi Pico W platformunun kaynak kısıtları dikkate alınmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda çalışma durumu sınıflandırması için MLP, anomali tespiti için ise GRU modeli nihai modeller olarak belirlenmiştir. Her iki model TinyML uyumlu gösterime dönüştürülerek Raspberry Pi Pico W üzerinde yerel çıkarım gerçekleştirecek şekilde uç cihaza aktarılmıştır. Diğer modeller ise karşılaştırmalı performans değerlendirmesi amacıyla kullanılmıştır.
Önerilen OTA güncelleme mekanizması, model ve firmware bileşenlerinin kaynak kısıtlı uç cihaza parçalı olarak aktarılmasını sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Güncelleme dosyası sunucudan chunk tabanlı olarak alınmakta ve alınan parçalar doğrudan Flash belleğe yazılmaktadır. Dosyanın tamamı oluşturulduktan sonra bütün dosya üzerinde SHA-256 tabanlı bütünlük doğrulaması gerçekleştirilmekte; doğrulamanın başarılı olması durumunda AES-CBC ile şifrelenmiş içerik çözülerek hedef alana yazılmaktadır. Güncelleme sırasında paket bütünlüğünün doğrulanamaması, eksik veya hatalı veri alınması ya da donanımsal bir kesinti meydana gelmesi durumunda sistem güncelleme işlemini tamamlamadan Güvenli Mod (Mod 1)'a geri dönmektedir. Gerçekleştirilen hata senaryosu testlerinde, güncelleme işleminin başarısız olduğu durumlarda cihazın temel çalışma moduna geri dönebildiği gözlenmiştir.
Sistem; sıcaklık, nem, TVOC, eCO2 ve ışık şiddeti (LUX) gibi çevresel parametreleri yerel olarak işleyerek çalışma durumu sınıflandırması ve anomali tespiti gerçekleştirmektedir. Böylece veri işleme ve yapay zekâ çıkarımının uç cihaz üzerinde gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Deneysel sonuçlar, seçilen MLP ve GRU modellerinin Raspberry Pi Pico W üzerinde yerel çıkarım için uygulanabilir olduğunu; önerilen OTA mekanizmasının ise gerçekleştirilen hata senaryoları altında güncelleme başarısızlıklarının ardından cihazın temel çalışma moduna geri dönmesini sağladığını göstermiştir.




















